Heidelberg'i geziyoruz, vol. 1

cumartesi günü labta çalışmadığım için ve şehir bugün çok hareketli olduğu için gezmeye ayırdım tüm günümü :)

bu yazımda bol bol fotograf koydum :) ki daha eğlenceli olsun ve anlattıklarım biraz daha somutlaşsın :)

otobüsle şehir merkezine gittikten sonra ilk başta yüksek bi alışveriş binasının teras katına çıktım etrafta neler var neler yok göreyim diye. şehir yukarıdan mükemmel görünüyor. hele şehrin ortasından geçen Neckar nehri mükemmel bi görüntü arz ediyor.

ne yapacağımı biraz düşündükten sonra, geldiğimden beri bi türlü gidemediğim, şu resmin sağ üst tarafında bulunan kaleye gitmeye karar verdim.

alışveriş merkezleri beni ne kadar celb etse de beğendiğim ürünlerin fiyat etiketlerini görünce içimde fena patlıyorlar ve ben de o yüzden alışveriş ile pek ilgilenmemeye karar verdim bu aralar :)

terastan inince, nehre doğru yol aldım. üstündeki köprüde az biraz takıldıktan sonra, nehir boyu yürüyerek kendimi güzel, tatlı ve çok hareketli bi caddeye attım. caddeye girdiğimde ilk gözüme çarpan şey kocaman bir kilise oldu. öğrendiğim kadarıyla 600 yıllık falanmış.

buraya kadar gelmişken bi cumartesi ayinine katılmamak ayıp olur :P diyerekten daldım kilisenin içine :)
baktım papaz efendi anlattıkça anlatıyor, ben de 2 dakikadan fazla dayanamayarak attım kendimi tekrar dışarı :)

caddede boş boş çok yürümüş olacağımdan herhalde ki acıktım. burada bi restorantta söylemesi ayıptır ama :) "napolitano pizza" yedikten sonra kalenin bulunduğu dağa doğru tırmanmaya başladım en sonunda.
merdivenler çıkıp, patika yollardan geçtikten sonra, sonunda vardım hedefime :)

buraya girdiğim gibi makinemi bi bankın üstüne koyup da artist bi poz vermekten geri kalmadım tabi :) :)
ama bu poz beni kesmedi ve etrafta dolaşırken birilerinin türkçe konuştuğunu farkedip, onlardan benim fotografımı çekmelerini rica ettim :) sağolsun eleman çok güzel bi kare yakalamış.

sonra da makinemi elime alıp da şehri tepeden çektim bol bol. o kadar güzel gözüküyor ki şehir buradan, hayran kalmamak işten bile değil. arabaların gürültüsü de buraya ulaşamıyor. tatlı serin ve aynı zamanda güneşli bi hava var. uçan kuşların cıvıltısı bi yanda. zaten her yer yemyeşil, ve kocaman kocaman bir sürü ağaç çevrelemiş etrafımızı...

kalenin çok geniş olan bahçelerinde dolaşırken yer yer dökülmüş kısımları göze çarpıyor. mesela fransızlar bi ara büyük hasar vermişler kulelerden birine. e ayrıca kale de artık kaç yüzyıl devirmiş. neredeyse 500 yılı geçmiş bir tarihi var ayrıca o kadar da savaşlar ve iç çatışmalar görmüş, yıpranmış haliyle..

bahçelerden birindeki balkonda yine çok güzel bi manzara buldum ve yaklaşık yarım saat kadar boş boş durdum orada. sadece uzaklara baktım.. şehri inceledim.. nehrin akışını izledim.. üstünde gezen gemileri, kanoları ve botları izledim..

şimdi bana fiziksel anlamda çok uzaklarda olan ama duygusal anlamda bana benden yakın olanı düşündüm.. birlikte olduğumuzu ve yanımda olduğunu hayal edip, avuttum kendimi...
...

pazar günü için de, yani yarın, şehre gitme planlarım var. muhtemelen tekrar kaleye çıkarım ve çimlerde yuvarlanırım azıcık :)

haftaya bi ihtimal frankfurta gidebilirim. bakalım ilerleyen günler ne göstericek...
Etiketler: , , edit post
9 Responses
  1. şu cümle olmasa atmayacaktım yorum "birlikte olduğumuzu ve yanımda olduğunu hayal edip, avuttum kendimi..."
    Bilmediğimiz birşeyler mi var :D
    Bu arada fotoğraflar güzel ama ben güzele güzel demem, ben de orada olmayınca :D


  2. e.d. Says:

    :) demek sana benim için yorum yazdırabilmek için böyle trikli cümleler kullanmam lazım bilalcim :D

    bu arada: umarım sen de bi gün gelirsin buralara.. hatta bu yaz gelmek istersen kapım açıktır sana ;) :)


  3. Adsız Says:

    Ben bu Alamanyayı bir yerlerden hatırlıyorum ama nerden..Du bakim bi hatırlayayım.. :D
    duygu


  4. Adsız Says:

    Bu arada 12. resime bayıldım ben...
    d.t. :P


  5. e.d. Says:

    nereden hatirliyorsun almanyayi? :)

    bi de 12. resmi bu kadar guzel yapan ne ki? yari yikik bi kule iste :) gerci orada yanindayken onu gormek cok guzel bi seydi ama fotografta o kadar ihtisamli cikmamis..

    son olarak da;
    ozentisin duygu ozenti :P nedir bu d.t. yazmalar falan :D :D


  6. Adsız Says:

    almanya yı senden önce gördüm güzelim beeennn..hıhııı...
    abım gitti ya o bakımdan şey ettiydim..niye eziyon kii...
    alamanya fotolarını ılk önce ben sana gösterdıydım..gerçi bizzat görtmek gibi olmaz gerçi ama olsuunn..hıhh...

    bu arada e.d. şahsıyetlı arkadasım...
    d.t. dıye yazarak bir özenti olmakla kalmayacağım..göreceksin...o yıkık dökün harabeye bende gidicem bı gün... :D :D
    gezenti nolceekk.. hıhhh
    ..
    dip not: isimsiz olarak yorum yazdıgım için tanıyamaz dıye duygu yazıyorum sürekli..ismimi heryerde şey etmiyeyım dıye d.t. yaptıydım tamam mı?..
    özentiymiş..çok koydu bu laf bana heeaa... :P :P..
    nese e.de :D görüşürükkk...
    d.t. :P


  7. Serhan Says:

    "buraya girdiğim gibi makinemi bi bankın üstüne koyup da artist bi poz vermekten geri kalmadım tabi"

    Türkiye'de olsa o makineye güle güle diyebilirdin bak çok alışma oralara, gelince zorluk çekme:D


  8. e.d. Says:

    :) valla ben almanyanin cok seyine alistim bile serhan yaa.. turkiyeye dondugum zaman kultur şokunun alasini yasiyacagima eminim..

    cekicegim tek zorluk foto makinesiyle ilgili olsa keske :)


  9. Adsız Says:

    emre deniz benim abim bende eren deniz