Parisi geziyoruz, vol. 1
8/01/2008 09:09:00 PM
paris...
yıllardır gitmek istediğim şehir. sonunda geçtiğimiz hafta sonu gitmek nasip oldu. 2 gün, 1 gece. cuma günü gece otobüsle yola çıktık heidelberg/almanya'dan, cumartesi sabah paris/fransa'daydık. sabah sabah sadece çöpçüler vardı çevrede, başka pek insan yok. dükkanların neredeyse hepsi kapalıydı. açık olanlar da kahvaltılık satan yerlerdi. hatta onlar bile yeni yeni açıyordu kepenklerini.
otobüs garından metroya bindik ve hattın geçtiği duraklardan kulağa en popüler gelen yerde indik: opera.

hava az biraz soğuk. sanki yağmur yağıcak gibi. diğer arkadaşlar eyvah gün berbat geçicek diye düşünüyorlar. bense hayli ümitvari bi şekilde günün ilerleyen saatlerinde çok güzel bi havanın bizi beklediğini söylüyorum. umut ediyorum aslında :) parise gelmişim o kadar, şehir de bana bi güzellik yapsın artık. güzel günlerden birini sunsun bana. aşığım ben bu şehre.

sonunda açık bi yer bulduk. açlıktan ölüyoruz :) fransız ekmeğiyle yapılmış güzel bi tost yiyoruz burada. saat hala sabahın erken saatleri.

kahvaltıyı yaptıktan sonra, operadan louvre müzesine giden yolu arıyoruz. kayboluyoruz da bi güzel :D sokaklar arasında dolaşırken bi türk mahallesine giriyoruz. pub gibi bi yerde insanların türkçe konuştuğunu farkedince yer yön soruyoruz onlara. ve aslında louvre'a tam ters istikamette gittiğimizi anlıyoruz :)
neyse, sonra tekrar geri yolu yürüyerek, bu sefer haritada yazanlara daha dikkat ederek buluyoruz louvre'un bulunduğu meydanı. bu da o meydandan eiffel kulesinin manzarası. fakat orası bekliyecek biraz. akşam üstü gitmeyi planladık oraya.

işte louvre'un meşhur cam piramidi. içine girmeden önce bi kaç fotograf çekiliyoruz.

ve artık içerdeyiz :D

louvre dünyanın en büyük ikinci müzesiymiş anladığım kadarıyla. birincisi ise ingiltere'de bulunan british museum. yanlız louvre bu kadar büyükken, orası ne kadardır acaba aklım hayalim almıyor. louvre 3 katlı bi yer ve 3 büyük bloktan oluşuyor. içeride kaybolmamak işten bile değil ki biz çok defa kaybolduk :)
eserler bi harika. bina bi harika. heryer buram buram kültür kokuyor. dünyanın 4 bir tarafından tarihi eserler. gez gez bitmiyor.
en çarpıcı noktalardan biri binadaki duvar ve tavan işlemeleri. koskoca salonlar bile inanılmaz incelikle birer sanat eseri harikasına çevrilmiş.

insan evladı bunları nasıl yapar diye çok kafa yorduk ama şaşkınlığımız azalmadı ve sorularımıza cevap da bulamadık.

yahu merdivenle çıkıp da adam ters bi şekilde nasıl çizer bunları tavana. aklım almıyor. hayır, yapıştırmaya da benzemiyorlar. sanki direk olarak tavanlara, duvarlara işlenmişler.

mısır eserleri bölümündeyiz. en ilgi çekici şeyler mumyalar ve mezarlar oluyor tabiki de. bu da mumyalardan biri. özel bi camekan mekan içinde muhafaza ediliyor. yahu düşünsenize, zamanında bu adam o kadar parasını biriktirmiş, cenazem artistik olsun diye kendini böyle yaptırmış. şimdi de insanlara sergi olmuş. çocuklar için gülünecek malzeme olmuş. yazık.

ha bi de kendilerini mumyalatmak yetmiyormuş gibi bi de ev hayvanlarını da öyle yapmışlar. kedi, köpek, çeşitli kuş türleri, hatta balıklar bile. evet, resimde gördükleriniz onların gerçek mumyalarıdır.

3 saat kadar gezdik içeride. dile kolay. vaktimiz olsa bi gün de ayrılır bu müzeye, iki gün de. ama yorulduk artık. devam etmeden önce içerideki salonlardan birine konulmuş koltuklarda dinleniyoruz.

ve mona lisa... çok uzak bi mesafeden izleme olanağı var. gerçi buna da şükür. resim zarar görüyor diye tamamen de kaldırabilirlerdi. beklediğimden daha küçük boyutlarda :) ne bilim ben böyle daha büyük bi şey bekliyordum. aslında pek de numarası yok işte ama kitaplara ve filmlere çok konu olunca haliyle pek de popüler oluyor.
heykellerin bulunduğu salonlardayız. sayılamıyacak kadar çoklar. çoğu eski roma, yunan medeniyetlerinden kalma. ben de böyle dikkatle inceliyorum. "bak bak bak, adamlar yapmış bea. ii de aga bunlara ne kadar mermer harcamışlardır!?" (bkz. dünyanın en yüzeysel adamı :P ). aha ha ha :)

heykellere devam.

hala heykellere devam.

o kadar çoklar ki bi kısmı da halen resterasyondalar. helal valla adamlara. çok sağlam toplamışlar zamanında. bi yandan savaşlarda çatışırken bi yandan da eserlerin hepsini kaçırmışlar parise.

eveeet. artık louvre dan çıktık. ve bir de ne görelim. hava mükemmel. almanyada bile böyle güzel hava yoktu. dileklerim gerçekleşti :) paris güzel yüzünü gösterdi. güneş ışıl ışıl. insanlar cıvıl cıvıl :) paris acaip kalabalık. fransızcadan çok diğer diller duyuluyor. e olacak o kadar artık, dünyanın en çok turist alan şehri.
yıllardır gitmek istediğim şehir. sonunda geçtiğimiz hafta sonu gitmek nasip oldu. 2 gün, 1 gece. cuma günü gece otobüsle yola çıktık heidelberg/almanya'dan, cumartesi sabah paris/fransa'daydık. sabah sabah sadece çöpçüler vardı çevrede, başka pek insan yok. dükkanların neredeyse hepsi kapalıydı. açık olanlar da kahvaltılık satan yerlerdi. hatta onlar bile yeni yeni açıyordu kepenklerini.
otobüs garından metroya bindik ve hattın geçtiği duraklardan kulağa en popüler gelen yerde indik: opera.

hava az biraz soğuk. sanki yağmur yağıcak gibi. diğer arkadaşlar eyvah gün berbat geçicek diye düşünüyorlar. bense hayli ümitvari bi şekilde günün ilerleyen saatlerinde çok güzel bi havanın bizi beklediğini söylüyorum. umut ediyorum aslında :) parise gelmişim o kadar, şehir de bana bi güzellik yapsın artık. güzel günlerden birini sunsun bana. aşığım ben bu şehre.

sonunda açık bi yer bulduk. açlıktan ölüyoruz :) fransız ekmeğiyle yapılmış güzel bi tost yiyoruz burada. saat hala sabahın erken saatleri.

kahvaltıyı yaptıktan sonra, operadan louvre müzesine giden yolu arıyoruz. kayboluyoruz da bi güzel :D sokaklar arasında dolaşırken bi türk mahallesine giriyoruz. pub gibi bi yerde insanların türkçe konuştuğunu farkedince yer yön soruyoruz onlara. ve aslında louvre'a tam ters istikamette gittiğimizi anlıyoruz :)
neyse, sonra tekrar geri yolu yürüyerek, bu sefer haritada yazanlara daha dikkat ederek buluyoruz louvre'un bulunduğu meydanı. bu da o meydandan eiffel kulesinin manzarası. fakat orası bekliyecek biraz. akşam üstü gitmeyi planladık oraya.

işte louvre'un meşhur cam piramidi. içine girmeden önce bi kaç fotograf çekiliyoruz.

ve artık içerdeyiz :D

louvre dünyanın en büyük ikinci müzesiymiş anladığım kadarıyla. birincisi ise ingiltere'de bulunan british museum. yanlız louvre bu kadar büyükken, orası ne kadardır acaba aklım hayalim almıyor. louvre 3 katlı bi yer ve 3 büyük bloktan oluşuyor. içeride kaybolmamak işten bile değil ki biz çok defa kaybolduk :)
eserler bi harika. bina bi harika. heryer buram buram kültür kokuyor. dünyanın 4 bir tarafından tarihi eserler. gez gez bitmiyor.
en çarpıcı noktalardan biri binadaki duvar ve tavan işlemeleri. koskoca salonlar bile inanılmaz incelikle birer sanat eseri harikasına çevrilmiş.

insan evladı bunları nasıl yapar diye çok kafa yorduk ama şaşkınlığımız azalmadı ve sorularımıza cevap da bulamadık.

yahu merdivenle çıkıp da adam ters bi şekilde nasıl çizer bunları tavana. aklım almıyor. hayır, yapıştırmaya da benzemiyorlar. sanki direk olarak tavanlara, duvarlara işlenmişler.

mısır eserleri bölümündeyiz. en ilgi çekici şeyler mumyalar ve mezarlar oluyor tabiki de. bu da mumyalardan biri. özel bi camekan mekan içinde muhafaza ediliyor. yahu düşünsenize, zamanında bu adam o kadar parasını biriktirmiş, cenazem artistik olsun diye kendini böyle yaptırmış. şimdi de insanlara sergi olmuş. çocuklar için gülünecek malzeme olmuş. yazık.

ha bi de kendilerini mumyalatmak yetmiyormuş gibi bi de ev hayvanlarını da öyle yapmışlar. kedi, köpek, çeşitli kuş türleri, hatta balıklar bile. evet, resimde gördükleriniz onların gerçek mumyalarıdır.

3 saat kadar gezdik içeride. dile kolay. vaktimiz olsa bi gün de ayrılır bu müzeye, iki gün de. ama yorulduk artık. devam etmeden önce içerideki salonlardan birine konulmuş koltuklarda dinleniyoruz.

ve mona lisa... çok uzak bi mesafeden izleme olanağı var. gerçi buna da şükür. resim zarar görüyor diye tamamen de kaldırabilirlerdi. beklediğimden daha küçük boyutlarda :) ne bilim ben böyle daha büyük bi şey bekliyordum. aslında pek de numarası yok işte ama kitaplara ve filmlere çok konu olunca haliyle pek de popüler oluyor.
heykellerin bulunduğu salonlardayız. sayılamıyacak kadar çoklar. çoğu eski roma, yunan medeniyetlerinden kalma. ben de böyle dikkatle inceliyorum. "bak bak bak, adamlar yapmış bea. ii de aga bunlara ne kadar mermer harcamışlardır!?" (bkz. dünyanın en yüzeysel adamı :P ). aha ha ha :)

heykellere devam.

hala heykellere devam.

o kadar çoklar ki bi kısmı da halen resterasyondalar. helal valla adamlara. çok sağlam toplamışlar zamanında. bi yandan savaşlarda çatışırken bi yandan da eserlerin hepsini kaçırmışlar parise.

eveeet. artık louvre dan çıktık. ve bir de ne görelim. hava mükemmel. almanyada bile böyle güzel hava yoktu. dileklerim gerçekleşti :) paris güzel yüzünü gösterdi. güneş ışıl ışıl. insanlar cıvıl cıvıl :) paris acaip kalabalık. fransızcadan çok diğer diller duyuluyor. e olacak o kadar artık, dünyanın en çok turist alan şehri.

Nasıl yani yaa...
En sondan 2.resimdeki sarılı heykeller...
Onları bi yerleri kazarak falan değil,bı yerlerden arastırarak degılde kendılerımı yapıyorlar yani..anlamadım şimdi ben... :/:/
:D :D :D
hayır canım olur mu öyle şey. kendileri yapsa ne değeri kalır onların. restore ediyorlar orada. mesela tarihi heykellerin bir çoğunun kol, bacak, ya da kafaları kopuk oluyor falan. onları işte tekrar onarıp da orjinaline benzetiyorlar, sonra da sergilenmek üzere müzedeki uygun yere koyuyorlar ;)
Geçen senelrde türkiye de istanbul da olmustu ama..istanbulda bilmem ne müzesınde bazı sanat eserlerının elle yapıldıgı,yanı eskıden kalam olmadıgı anlasılmıstı..gercı burası türkıye sen bılmezsın de.. sölim dedim efendim..
bı an şok oldum dıyebılırım..aman amannn... :D
aaa, evet, siz türklerde böyle şeyler olabiliyormuş galiba :P :D
paris de yerini aldı hayatında ve görevinitamamlanamın huzuruyla çekildi kenara.. :) bakalım sırada nereler var :))
hehe ayna programını izler gibiyim seni okuduğumda.. gerçi adam pek bilindik yerlere gitmiyor ama ben hep çok eğlenceli buluyorum gittiği yerleri.. her seferinde şu adamın kameramanı olsaydım keşke diorum :DD
benim adımı blogta bulamazsın :) yok çünkü.. neden, çünkü kullanmıyorum :) neden, çünkü .. ıı
şey aslında bilmiyorum :) sadece kullanmıyorum.sevmediğinden mi falan dersen yok adımı seviyorum :) müjdeyim güzel haberim daha ne isterim :)
o kadar gevezelikten sonra sözlemezmişim bide :D Büşra ben.. memnun oldum Emre :) sen yinede blogta gelincik de ya da çiçek kız bunları kullanıyolar genelde..gerçi herkes kendine göre bişiler takıyo ya :) neyse egendim ilerleyen gezilerinde şöyle bi grönland, endonezya, çin , mısır daha ismini söliyemediğim bi sürü adı fazla duyulmayan ülkeleri de görmek hatta oralara giderken peşine takılmak isterim :DD gez gez iyi yapıyosun.. bi daha gelmicez hayata dolu dolu yaşamak gerek elinden geldiğince.. görüşmek üzere.. yahu bak sen iyi gezi rehberliği yapıyosun türkiyeye gelince burdada hani şu tatil beldeleri değilde ünlü olan böyle anadolunun saklı cennetleri var bisürü ama keşfedilmeayi bekleyen oraları da bi gidip gezip anlatıver :DD
hiiii çok uzamıışş kaçiim ben :))
beyazgelincik
yorumun için teşekkür ederim büşra.. valla öyle ya, madem geldik dünyaya niye gezmiyoruz di mi :)
para ve vakit olduğu müddetçe gezmek lazım. insan gezdikçe açılıyor yaw. şimdilik böyle daha çok bilinen yerler, işte paris, venedik, roma, flan filan.. daha sonralarda da artık çok egzotik yerler ve farklı yerler gezmek istiyorum.
meksika ve brezilya mesela. faz ve cezair mesela. kafkaslar ve hindistan mesela.
tabi bunlar uzun vadede olucak şeyler. kısmetse gezerim artık :)
türkiyeye döndüğümde de, oraları keşfetmekten geri kalmıyacağım ya. günü birlik olssuni bi haftasonu olsun, şöyle gezim tozim memleketimi de diyorum.
kendine ii bak.
destekliyorum arkandayım Emre hiç durma vazgeçme vallahi fırsatlar ve para elverdikçe neresi olursa olsun gidip gezmeli ... iyi iyi çok bilinen yerleri bitirip de egzotik yerlere gelmeni dört gözle bekliyorum :)daha çok ilgi alanıma giriyorlar.. kendimi bildim bileli hep öyleyerleri merak etmişimdir hiç amerikaya parise bigidip te göreyim demedim nedense.hehe neden acaba sahiden :))
süresi mühim değil gidip gördünmü yeterli zaten :) bizlerlede paylaşmayı hiç ihmal etme de bari gidemiyoruz göz zevkimizden de mahrum kalmayalım :)..
haydi iyi haftalar :) iş başı :)
büşra
günaydıınn :)
ben bu işi hep yapıyorum yahu alışığım vız geliyo sendrom falan :D
sekreter var kende arada duruyodum şimdi hepten durucam artık:) bi diplomam eksik zaten yahu anlıyorum yani ...:) sanada kolay gele hadi
büşra
Yaaaaaa offf gezen gezene ben neden gezemiyorum:(((
Ahhh pariss ahhh Fransa, aşk ve ışık şehri:)
ışığın büyüsüne kapılındığı tek şehir derlermiş bilmiyorum:)
bende büşra gibi arkandayım gerçi ben aylak aylak bakınmaktan arkanda bir yerlerde kendimi unuturum o ayrı mesele:D:D
2010-2015 yıllarında tamamen trafik sorununu kaldıracaklarını bildiğim şehir:D heryere yürüyerek bisikletle ulaşım olacakmış ne güzel ya:)
ellrine saglk gercetn 6 senedir fransadayim senin gezdigin yerleri bilmiyoru ama an yakin zamanda gezdgin erleri gzecegim paylastigin icn tsekkuler omer
@omer: teşekkür ederim. fransa gerçekten çok güzel bi yer. ben sadece parisin bir kısmını görme şansı yakaladım. fakat imkanlar dahilinde en kısa zamanda daha uzun süreli geziler düzenlemek istiyorum. ve parise tekrar gelip louvre'u tekrar gezip, bu sefer bir de versailles sarayına da gitmek istiyorum.
fransada yaşıyor olmakla şanslı bi kesim içerisindesiniz bence :)
güzel