Parisi geziyoruz, vol. 2
8/05/2008 12:07:00 AM
bu fransız devrimi sıralarında, büyük küçük o kadar çok ayaklanma oluyormuş ki, artık polis ve asker teşkilatı bıkmış bunları yatıştırmaya çalışmaktan. gerçi polis teşkilatını sıktım, o devirde fransada polis teşkilatı var mıydı emin değilim, ama askerler vardı elbet :)
neyse efendim, işte bu ayaklanmalar sırasında parisin dar sokakları, ayaklanan halka büyük bi avantaj sağlıyormuş. çünkü bu dar sokakları zabdetmek ve kontrol altına almak halk için çok kolay oluyormuş. bu yüzden de dönemin kralı dar sokakları genişletme ve yeni geniş meydanlar yapma emri vermiş. böylece askerler, ayaklananlara daha rahat top atışı yapabilecek ve ayaklanan halk artık caddeleri kapatamadan dağıtılabilecek.
mimarlar da hakkını vermiş olayın cidden. o kadar geniş meydanlar ve caddeler var ki, insan karşıdan karşıya geçerken yoruluyor yaw, hem de bu sırada 3 kere falan trafik ışığına yakalanmak işten bile değil :)

şehrin en güzel yanlarından biri de işte bu geniş caddeler. otobanlar bile bu kadar geniş değilken, sen kalk şehrin ortasında böyle kocaman ferah yollar yaptır. güzel, çok güzel.

louvre'dan çıktıktan sonra gezmeye devam ediyoruz. hedefimiz notre dame kathedrali. bunun için sen nehri üzerindeki "ile de la cite" adasına geçmemiz lazım. bunun da en güzel yolu meşhur pont neuf'ü kullanmak. yani nam-ı diğer aşıklar köprüsü. kral bilmem kaçıncı henry burada kız arkadaşlarıyla buluşurmuş zamanında. sonrasında da hep aşıkların buluştuğu yer olarak yer etmiş akıllarda. ve günümüzde bile en popüler buluşma noktasıymış.

çok yorulduk, çok. louvre'da 3 saat boyunca yürümek bizi yordu ve acıktırdı. notre dame a aç karnına girmek istemiyoruz. önce güzel bi sokakta kafamıza göre bi restoranta girdik. yemek isimlerinden pek anlamayınca öyle kafamıza göre bişiler söyledik :) listede anlamadığımız bi aperatif yemek için garsondan yardım istedik ki adam ingilizce bilmiyormuş. meğer yemek midye tavaymış, lakin adam anlatamayınca bunu gitti mutfaktan bi kaç midye getirdi de anca anladık :) ben de hayatımın ilk midyesini orada yemiş oldum. beğendim de çok. güzel bişi. temiz bi mekanda sık sık yemek lazım.

yemekten sonra notre dame kathedrali. romanlara ve filmlere hatta şarkılara konu olmuş bi kilise. etkileyici gerçekten. devasa bi yapı. içerisi acaip geniş ve zevkle döşenmiş. etrafta binlerce turist var. içeri girmek için önce uzuuun bi sıraya girdik ama içeri girmemiz de çok uzun sürmedi allahtan.

oralarda bir kaç saat daha takıldıktan sonra nehir kenarından ilerleyerek tekrar louvre meydanına gidiyoruz. güneş yavaş yavaş batmak üzere. artık eiffel kulesine doğru yol almak lazım.

paris... güneş batarken bile bi başka güzel bu şehir. ama biz batışını eiffel den izlemek istiyorduk ki kısmet değilmiş, yetişemedik. meğer bu eiffel gördündüğünden çok daha uzaktaymış louvre'a. yürümek epey bi vakit aldı. ama parisin sokaklarında yorgunluktan canım çıkana kadar yürümeye razıyım ben. hele eiffel yolunda yorulsam da hiç koymaz bana :)

bu fotograf nereden çıktı hatırlamıyorum valla. yüklemişim, şimdi silmeyeyim dedim. ama bu da eiffel'den dönüşte pont neuf metro durağında çekildiğimiz fotograf galiba. inanır mısınız, bu metro hatları 100 yıldan daha eskiymiş. helal olsun be. adamlar ne zaman neyi düşünmüşler. biz daha toprağın üstüne demir ağlar örememişken, adamlar yer altını 100 yıl önce oymuş.
neyse efendim, işte bu ayaklanmalar sırasında parisin dar sokakları, ayaklanan halka büyük bi avantaj sağlıyormuş. çünkü bu dar sokakları zabdetmek ve kontrol altına almak halk için çok kolay oluyormuş. bu yüzden de dönemin kralı dar sokakları genişletme ve yeni geniş meydanlar yapma emri vermiş. böylece askerler, ayaklananlara daha rahat top atışı yapabilecek ve ayaklanan halk artık caddeleri kapatamadan dağıtılabilecek.
mimarlar da hakkını vermiş olayın cidden. o kadar geniş meydanlar ve caddeler var ki, insan karşıdan karşıya geçerken yoruluyor yaw, hem de bu sırada 3 kere falan trafik ışığına yakalanmak işten bile değil :)

şehrin en güzel yanlarından biri de işte bu geniş caddeler. otobanlar bile bu kadar geniş değilken, sen kalk şehrin ortasında böyle kocaman ferah yollar yaptır. güzel, çok güzel.

louvre'dan çıktıktan sonra gezmeye devam ediyoruz. hedefimiz notre dame kathedrali. bunun için sen nehri üzerindeki "ile de la cite" adasına geçmemiz lazım. bunun da en güzel yolu meşhur pont neuf'ü kullanmak. yani nam-ı diğer aşıklar köprüsü. kral bilmem kaçıncı henry burada kız arkadaşlarıyla buluşurmuş zamanında. sonrasında da hep aşıkların buluştuğu yer olarak yer etmiş akıllarda. ve günümüzde bile en popüler buluşma noktasıymış.

çok yorulduk, çok. louvre'da 3 saat boyunca yürümek bizi yordu ve acıktırdı. notre dame a aç karnına girmek istemiyoruz. önce güzel bi sokakta kafamıza göre bi restoranta girdik. yemek isimlerinden pek anlamayınca öyle kafamıza göre bişiler söyledik :) listede anlamadığımız bi aperatif yemek için garsondan yardım istedik ki adam ingilizce bilmiyormuş. meğer yemek midye tavaymış, lakin adam anlatamayınca bunu gitti mutfaktan bi kaç midye getirdi de anca anladık :) ben de hayatımın ilk midyesini orada yemiş oldum. beğendim de çok. güzel bişi. temiz bi mekanda sık sık yemek lazım.

yemekten sonra notre dame kathedrali. romanlara ve filmlere hatta şarkılara konu olmuş bi kilise. etkileyici gerçekten. devasa bi yapı. içerisi acaip geniş ve zevkle döşenmiş. etrafta binlerce turist var. içeri girmek için önce uzuuun bi sıraya girdik ama içeri girmemiz de çok uzun sürmedi allahtan.

oralarda bir kaç saat daha takıldıktan sonra nehir kenarından ilerleyerek tekrar louvre meydanına gidiyoruz. güneş yavaş yavaş batmak üzere. artık eiffel kulesine doğru yol almak lazım.

paris... güneş batarken bile bi başka güzel bu şehir. ama biz batışını eiffel den izlemek istiyorduk ki kısmet değilmiş, yetişemedik. meğer bu eiffel gördündüğünden çok daha uzaktaymış louvre'a. yürümek epey bi vakit aldı. ama parisin sokaklarında yorgunluktan canım çıkana kadar yürümeye razıyım ben. hele eiffel yolunda yorulsam da hiç koymaz bana :)

bu fotograf nereden çıktı hatırlamıyorum valla. yüklemişim, şimdi silmeyeyim dedim. ama bu da eiffel'den dönüşte pont neuf metro durağında çekildiğimiz fotograf galiba. inanır mısınız, bu metro hatları 100 yıldan daha eskiymiş. helal olsun be. adamlar ne zaman neyi düşünmüşler. biz daha toprağın üstüne demir ağlar örememişken, adamlar yer altını 100 yıl önce oymuş.

günaaydıınnn Emredeniz diyesim geldi bugün böyle bi :))
oh valla seyyah oldun çıktın başımıza Emre heee :)) ooh gez gez sefan olsun :D
iyi yapıyorsun fotğraflarla anlatma işini.. ben belgesel düzenleseydim alırmdım kesin seni yanıma yardımcım olarak :P
hadi bakalım kolay gele staj çocuu :) yoksa gezginci mi desek ne :) devam devam durmak yokk..
sevgilerr
büşra..
gel simite peynire çaya gell :)
büşra
gunaydinlar sana da. valla bugun buralarda guzel ya. hava biraz serin ama ilerleyen saatlerde daha iyi umarim. guzel bi gun de insanin icini guzelliklerle dolduruyor.
herhalde sen de guzel bi gunundesin :)
valla simit + peynir + cay uclusune hastayimdir. mukemmeler bi seydir kendileri. afiyet olsun, ben de su agzimin sularini sileyim :P
ölmeden gidebilcekmiyim acaba ben bu şehre :/..ülkelere...
Sen resimlerle anlatırken öyle içim gidiyor ki..en büyük hayallerim bu ülkeler ve şehirlerdi biliyosun...Ha bi de en büyük emelim olan kıta:AFRİKA ...
ne güzel,senin adına ne çok seviniyorum aslında,(kıskanmakta cabası :P )...
allahtan italya gezin sırasında ve sonrasındaki o büyük sevıncıne ve heyecanına denk gelmıyecegım yada ınsallah.. :D..
ankara işi olsun dıye dualardayım...
görüşürüz e.deeeeee :D
güüüüüüüünnnnaaaaayydııınnnnlaaaarrrrrrrr Emre :))
kolay gelsiiinnn efendimm güzel bir gün geçirmen dileğiyle..
biz italyayla hatta italyada aşk ile açtık günü pinpiriklimle :D
bavul hazırlıyoz bekle :D
büşra
gidersin duygu gidersin. parise de venedike de romaya da viyanaya da floransaya da barselonaya da gidersin insallah. hepimiz gidebiliriz insallah.
icimizde istek olsun, ve bunun gerceklesmesi icin de az biraz gayret icinde olalim, hepsi gerceklesir er ya da gec.
__
sana da gunaydin gelinciik, tamam bavullari hazirlayadurun siz, sonrasinda da havaalaninda bulusuruz, oki? :P
Eifelllll bizide al yanına:D:D:D
Ne güzel batıyor güneş yaa:)
İnsannın sokaklarda çoşası geliyor ya:)
kralların bile aşk köprüleri var bizim daha dikili çiçeğimiz yok :D:D