roma'yı geziyoruz, vol. 2
9/05/2008 04:29:00 PM
roma'da ilk gün gayet heyecanlı geçiyor. şehrin görülmeye değer yerleri genelde merkezde toplandığı için heryere yürüyerek gidilebiliyor, ve bu şekilde gezmek daha bi heyecanlı çünkü karşına süpriz şeyler de çıkabiliyor sokak aralarında. foro romano ve palatino kalıntılarını gezdikten sonra trevi çeşmesine doğru yola çıkıyorum. elimde harita, kimi zaman kayboluyorum kimi zaman doğru yol üzerinde ilerliyorum.
trevi çeşmesine vardım sonunda.

etraf oldukça kalabalık. herkes havuza para atmakla meşgul. bu çeşme için bi efsane var. şöyle ki, havuza sırtını dönüp de sol omuzu üzerinden para atan insan roma'ya ömrü hayatında kesin bi kere daha gelirmiş, ayrıca tuttuğu dilek de gerçekleşirmiş :)

buraya iki tane para attım; biri benim için, biri de bi arkadaşın ısmarlama dileği için :) bakalım romaya tekrar ne zaman gideceğim.

trevi çeşmesinde biraz takıldıktan sonra ispanyol merdivenlerine gideyim diyorum. buranın adı vakti zamanında merdivenlerin sonunda bulunan ispanyol elçiliğinden geliyormuş. meydanın asıl ünü barındırdığı alışveriş dükkanlarından geliyor. dünyaca ünlü giyim kuşam firmalarının dükkanları var her tarafta, ve fiyatları astronomik düzeyde. zenginlerin alışveriş mekanı yani.

ispanyol merdivenlerinde yeterince oyalandıktan sonra hedefim popolo meydanı. şehrin göbeğinde kocaman bi meydan. bi ucundan bi ucuna giderken insan yoruluyor, o derece büyük.

bi de bu meydana tepeden bakmak için hemen yakınında bulunan galoppatoio tepesine tırmanıyorum. burada güzel bi bahçe beni karşılıyor. şehir çok güzel görünüyor. artık akşam üstü yaklaştığı için havada hafif bi meltem, ve güzel bi serinlik. bu parkta, ağaç altında gölgelikte kalan bi bankta biraz uzanıp da kestiriyorum. etraf cıvıl cıvıl. çocuklar, sevgililer, turistler, yaşlı teyzeler ve amcalar. herkes gölge bi yer bulup da serinleme derdinde, ya da ağaçlar altında hoş bir yürüyüş için buradalar.

akşam oluyor. vatikana doğru bi gidiyorum, yarın neresinden başlasam gibisinden planlar yapmak için. oradan dönüşte artık yavaş yavaş hostelime gideyim diyorum. saat geç oluyor ve ben epey bi yoruldum, uykum da geldi. tam otobüse binecekken aklıma geliyor: benim önceki gün check-in yaptırmam lazımdı hostele, bi gün geç gitmiş olacağım şimdi çünkü uçağımı kaçırıp da trenle geldim ya, ama telefon edip de haber de vermedim, eyvah şimdi bunlar benim rezervasyonu iptal etmiş olmasınlar :| nitekim öyle de olmuş. telefon edip sordum, başka boş yerleri de yok. ühüüü. ben o kadar ucuza nereden yatak bulacağım başka. neyse dedim, vardır herşeyde bi hayır.
akşam oldu, güneş battı. madem hostelime gidemiyorum, hem şu meşhur yapıların gece ışıklandırılmış halini görürüm hem de hotellere fiyat sorarım diye karar alıp dolaşmaya başlıyorum etrafta.

sokaklarda gezerken ilginç süprizlerden biri de bu sokak sanatçısıydı. adam koca bi tabloyu yere yapıştımış boyamaya devam ediyor. isteyen de adamın yanındaki kutuya para atıyor. adam da gayet başarılı.
neyse efendim, saat epey geç oldu ve ben gecesi 50 eurodan ucuz bi yer bulamadım :| sadece 6-7 saat bi şey uyuyacağım ve bunun için o kadar para bayılacağım he!? yok, vermem :) inat ettim. bugün hayatımda hiç yapmadığım bi şey yapacağım, sabaha kadar sokaklarda kalacağım! radikal bi karar evet.
uykum gelince tren istasyonuna gittim ve orada bi yerde saat 1 e kadar uyudum, fakat 1de adamın biri geldi ve uyandırdı beni. meğer o saatten sonra sabaha kadar koca istasyonu kapıyorlarmış :| böylece benim gibi otellere para bayılmayan uyanık turistler istasyonda uyuyamıyacak :)

tren istasyonundan kovulduktan (!) sonra aklıma kolezyumun oraya gitmek geldi. uyuyacak bi bank bulabilirim diye düşündüm. nitekim öyle de oldu. orada bi parkta kolezyum manzaralı bi bank buldum ve kıvrılıp uyudum hemen :D
gece saat 3 buçuk civarı pantolonumun cüzdan cebinde bi el hissettim. eyvaaah! fırladım banktan, ve karşımda 30-35 yaşlarında bi adam gördüm :| bağırdım: what the fuck are you doing man? :D türkçesini yazamam şimdi, terbiyem müsade etmez. neyse efendim, adam da korktu benden. ingilizce biliyormuş meğer, dil dökmeye yalvarmaya başladı. ya işte çok özür dilerim, parasız kaldım, kendimi kaybettim, ne yapacağımı bilemedim falan fıstık. neyse, ben de dedim affettim madem, yapma bi daha böyle bi şey. sonra oturduk adamla muhabbet etmeye başladık :D
türkiye'den olduğumu falan söyledim. adam da meğer istanbul'da çalışmış iki yıl kadar, güya seyyar satıcılık yapmış (belki de seyyar yankesici :P ). neyse, arada bi kaç kelime türkçe falan da konuşuyoruz. sonra dedi adam, bu parkta kalma, ileride bi polis istasyonu var, ya oraya yakın bi yerde bi bank bul, ya da git kolezyumun dibinde uyu. oralarda kameralar ve güvenlik görevlileri çok olduğu için kimse bi şey yapamaz. yaklaşık yarım saat kadar konuştuktan sonra da yaptığı şey için tekrar özür dileyip gitti yoluna.

tarif ettiği polis istasyonunu bulamayınca kolezyumun dibinde oturacak bi yer buldum. ama artık uykum kaçmıştı. bi daha uyuyamazdım. ben de oturdum ipodta film falan izledim. çevrede dolaşan insanları, benim gibi geceyi sokaklarda geçirmek isteyen turistleri gözlemledim. sabah saat 7 gibi de vatikan için yola koyuldum artık.
trevi çeşmesine vardım sonunda.

etraf oldukça kalabalık. herkes havuza para atmakla meşgul. bu çeşme için bi efsane var. şöyle ki, havuza sırtını dönüp de sol omuzu üzerinden para atan insan roma'ya ömrü hayatında kesin bi kere daha gelirmiş, ayrıca tuttuğu dilek de gerçekleşirmiş :)

buraya iki tane para attım; biri benim için, biri de bi arkadaşın ısmarlama dileği için :) bakalım romaya tekrar ne zaman gideceğim.

trevi çeşmesinde biraz takıldıktan sonra ispanyol merdivenlerine gideyim diyorum. buranın adı vakti zamanında merdivenlerin sonunda bulunan ispanyol elçiliğinden geliyormuş. meydanın asıl ünü barındırdığı alışveriş dükkanlarından geliyor. dünyaca ünlü giyim kuşam firmalarının dükkanları var her tarafta, ve fiyatları astronomik düzeyde. zenginlerin alışveriş mekanı yani.

ispanyol merdivenlerinde yeterince oyalandıktan sonra hedefim popolo meydanı. şehrin göbeğinde kocaman bi meydan. bi ucundan bi ucuna giderken insan yoruluyor, o derece büyük.

bi de bu meydana tepeden bakmak için hemen yakınında bulunan galoppatoio tepesine tırmanıyorum. burada güzel bi bahçe beni karşılıyor. şehir çok güzel görünüyor. artık akşam üstü yaklaştığı için havada hafif bi meltem, ve güzel bi serinlik. bu parkta, ağaç altında gölgelikte kalan bi bankta biraz uzanıp da kestiriyorum. etraf cıvıl cıvıl. çocuklar, sevgililer, turistler, yaşlı teyzeler ve amcalar. herkes gölge bi yer bulup da serinleme derdinde, ya da ağaçlar altında hoş bir yürüyüş için buradalar.

akşam oluyor. vatikana doğru bi gidiyorum, yarın neresinden başlasam gibisinden planlar yapmak için. oradan dönüşte artık yavaş yavaş hostelime gideyim diyorum. saat geç oluyor ve ben epey bi yoruldum, uykum da geldi. tam otobüse binecekken aklıma geliyor: benim önceki gün check-in yaptırmam lazımdı hostele, bi gün geç gitmiş olacağım şimdi çünkü uçağımı kaçırıp da trenle geldim ya, ama telefon edip de haber de vermedim, eyvah şimdi bunlar benim rezervasyonu iptal etmiş olmasınlar :| nitekim öyle de olmuş. telefon edip sordum, başka boş yerleri de yok. ühüüü. ben o kadar ucuza nereden yatak bulacağım başka. neyse dedim, vardır herşeyde bi hayır.
akşam oldu, güneş battı. madem hostelime gidemiyorum, hem şu meşhur yapıların gece ışıklandırılmış halini görürüm hem de hotellere fiyat sorarım diye karar alıp dolaşmaya başlıyorum etrafta.

sokaklarda gezerken ilginç süprizlerden biri de bu sokak sanatçısıydı. adam koca bi tabloyu yere yapıştımış boyamaya devam ediyor. isteyen de adamın yanındaki kutuya para atıyor. adam da gayet başarılı.
neyse efendim, saat epey geç oldu ve ben gecesi 50 eurodan ucuz bi yer bulamadım :| sadece 6-7 saat bi şey uyuyacağım ve bunun için o kadar para bayılacağım he!? yok, vermem :) inat ettim. bugün hayatımda hiç yapmadığım bi şey yapacağım, sabaha kadar sokaklarda kalacağım! radikal bi karar evet.
uykum gelince tren istasyonuna gittim ve orada bi yerde saat 1 e kadar uyudum, fakat 1de adamın biri geldi ve uyandırdı beni. meğer o saatten sonra sabaha kadar koca istasyonu kapıyorlarmış :| böylece benim gibi otellere para bayılmayan uyanık turistler istasyonda uyuyamıyacak :)

tren istasyonundan kovulduktan (!) sonra aklıma kolezyumun oraya gitmek geldi. uyuyacak bi bank bulabilirim diye düşündüm. nitekim öyle de oldu. orada bi parkta kolezyum manzaralı bi bank buldum ve kıvrılıp uyudum hemen :D
gece saat 3 buçuk civarı pantolonumun cüzdan cebinde bi el hissettim. eyvaaah! fırladım banktan, ve karşımda 30-35 yaşlarında bi adam gördüm :| bağırdım: what the fuck are you doing man? :D türkçesini yazamam şimdi, terbiyem müsade etmez. neyse efendim, adam da korktu benden. ingilizce biliyormuş meğer, dil dökmeye yalvarmaya başladı. ya işte çok özür dilerim, parasız kaldım, kendimi kaybettim, ne yapacağımı bilemedim falan fıstık. neyse, ben de dedim affettim madem, yapma bi daha böyle bi şey. sonra oturduk adamla muhabbet etmeye başladık :D
türkiye'den olduğumu falan söyledim. adam da meğer istanbul'da çalışmış iki yıl kadar, güya seyyar satıcılık yapmış (belki de seyyar yankesici :P ). neyse, arada bi kaç kelime türkçe falan da konuşuyoruz. sonra dedi adam, bu parkta kalma, ileride bi polis istasyonu var, ya oraya yakın bi yerde bi bank bul, ya da git kolezyumun dibinde uyu. oralarda kameralar ve güvenlik görevlileri çok olduğu için kimse bi şey yapamaz. yaklaşık yarım saat kadar konuştuktan sonra da yaptığı şey için tekrar özür dileyip gitti yoluna.

tarif ettiği polis istasyonunu bulamayınca kolezyumun dibinde oturacak bi yer buldum. ama artık uykum kaçmıştı. bi daha uyuyamazdım. ben de oturdum ipodta film falan izledim. çevrede dolaşan insanları, benim gibi geceyi sokaklarda geçirmek isteyen turistleri gözlemledim. sabah saat 7 gibi de vatikan için yola koyuldum artık.

işte cimriliğin sonu:D bi insan da bu kadar cimri olmaz ki be kardeşim, az daha kalıyomuşsun dımdızlak:p
allaasen kuşku yorum yapayapa bunu mu yaptın :D senden daha iilerini beklerdim :P
ya öyle deme ama. ben heyecan ve adrenalin arayan bi insanım, ve maceradan maceraya atlamayı sevdiğim için hayatımda farklılıklar yaratma yolları ararım :P
peeh, ne konuştum bea :D
cimrisin işte, öyle heyecan adrenalin diyerek insanları kandırmaya çalışma, bildiğimiz cimrisin, 50 euro için ya orda seni organ mafyası kaçırsaydı, dilencei çetelerinin eline düşseydin, hiç bunları düşünmüyorsun.
olmaz öyle ;) istanbul mu ora, roma roma :D
serhan a katılıyorum valla emre..
cimrilikte üstüne yok bea..
akıllanmazsın sen hea..hep kafanın dıkıne gıdıyosun hea..
bir tren istasyonundan kovulman bır olay,cebıne adamın bırı elını sokup hırsızlık tan yakalanması bıre olay,adama küfretmen ayrı bir olay (hiç beklemezdım :D ) ,adamın türkıyeye gelmesı,türkçe felan bılmesı ayrı bır olay..
anam türk filmi cevırmıssınız resmen adamla ıkı dk da..
ama cıdden basına çok kötü seylerdee gelebılırdı..neyıne güvenıyon yaw... allahım yarabbım.. :P :D
nese gittim ben... :D
:) bu sene sen yaşadın vallahi gezip görme bakımından.. maşallah yani sana tü tü tü:D
sokaklarda kalmış vah garibiimm :D bir de soyuluyormuşsun üstüne:D yahu bulamadınmı hiç bi yer allah allah.. neyse öyle ya da böyle geçmiş gitmiş.. ama elin gavur ülkesinde insandeğil cüzdanındankendinden korkar birazcık bea :)
büşra
yoo, yer buldum. parasını da verirdim, 50 euro da olsa 100 euro da olsa isteseydim verirdim ama ben farklı bi şey yaşamak istediğimden sokaklarda kaldım o gece :)
amerikanların dediği gibi;
//just for the fun of it//
çıkmadan bende bir iyi gecelerdiyeyim dedim ;)
büşra..