venedik'i geziyoruz, vol. 2

venedik civarında 10larca ada var. venedik de o adalardan sadece biri zaten. çok yakında bi yerde lido diye bi ada, güzel sahili varmış diyor hotel sahibemiz, hatta geçen gazetelerde gördüğüne göre dünyanın en güzel 10 sahilinden biri mi ne seçilmiş. e artık gitmek farz oldu diyoruz biz de ve venedikteki 2. günümüzün akşam üstüne doğru vapureyt ile lidoya doğru yola çıkıyoruz.

sahil güzel. insanlar güzel. saat biraz geç olduğuna kalabalık yavaştan dağılmaya başlamış. biz de bi saat kadar yüzüyoruz zaten. deniz süper, su süper. adriyatik denizinde de yüzmüş oldum ya, artık beni alanya kuş adası falan paklamaz herhalde :P hotel sahibesi abartmış ama sanki, çünkü öyle aman aman bi artısını göremedim ben sahilin. belki de biz tam yerine gitmedik, çünkü çok uzun bi sahildi.

denizden döndükten sonra acaip yorgun olduğumuzu farkediyoruz. yavaştan hotelin yolunu tuttuk. erken yatalım da yarın erken kalkıp son günü de iyi gezelim diyoruz.

o dar sokaklarda gezerken insanın karşısına ne güzellikler çıkacağı belli olmuyor. bazen kendini biran da koca bi meydan da buluyorsun, bazen yüksek bi kilisenin önünde, bazen de güzel bi kanal üzerinde birbiri ardına sıralanmış köprülerin dibinde.

merkezi yerleri tıklım tıklım. turistler her yerde. en çok turist fransadan geliyordu herhalde, çünkü italyanca kadar fransızca sesler de duyuyorum çevreden. bunun yanında yerli italyan turistlerin de sayısı az değil.

burası "santa maria della salute", venediğin en uç noktalarından biri. güzel bi bazilika var sol tarafımda. arkamda görülen yüksek kulenin olduğu yer ise "san marco" meydanı. hava sıcak, oy ne güzel, sıcak güzeldir :)

san marco meydanına gittik sonra. allahım dışarısı ana baba günü. müze var burada kocaman bi tane, bi de bazilika var. şu aşağıdaki bazilikanın içinden bi fotograf, çekmek yasaktı ben de gizlice çektim :D duvarları mozaikten, çok şatafatlı bi bazilika.

burada da san marco müzesinin salonlarından biri. allahım o ne büyük bi yer. orada salonun bi duvarında boylu boyunca bi resim var. insan yapmış olamaz onu diyoruz, şahane bi şey. 20 yılda mı ne tamamlamış artisti, parçalar halinede yapmış ve 150 nin üzerinde insan figürü işlenmiş resimde. helal olsun, pravo, tebrikler.

bu da grand canal üzerindeki 3 büyük köprüden biri. üzerinde alışveriş dükkanları falan var. güzel bişi.

köprüden fotograf çekiyorum. kanallar üzerinde ulaşım ve yük taşıma için kullanılan binumum her deniz araçını görebiliyoruz burada. sular temiz venedikte. gitmeden önce bi sürü efsane dinlemişim demek, hep şey duymuştum: kanallar kirli, heryerde çöp var, kokuyor falan. yok öyle bi şey. denizin mis gibi kokusunu heryerde duyuyoruz. anca işte şehrin en iç noktalarındaki akıntısı az olan kanallarda hafif bi koku var ki o da öyle aman aman değil.

venedik festivali diye tarihsel bi eğlence var. bu aktiviteler sırasında herkes enteresan kıyafetler giyip, değişik maskeler takarlarmış. aşağıdaki vitrinde de el yapımı maskeleri görüyoruz. sokaklarda, dükkanlarda, seyyar satıcılarda hep bu maskeler satılıyor. venedikin simgesi olmuş artık. 300 euroya da var, 10 euroya da var. herksin bütçene göre. casanova ve eyes wide shut gibi filmlerde de kullanıldı bu maskeler.

ben de aldım bi tane, eksik kalır mıyım hiç :D belki günün birinde maskeli bi baloya falan katılırım, elimin altında bulunsun :P

venedikte 2 gece, 3 gün geçirdikten sonra artık dönüş vakti geldi. ilk aksilik son vapur seferimizde geldi başımıza. hani demiştim ya önceki yazımda, vapureyt biletleri 6.5 € diye. biz de hesaplıyoruz acaba kaç bilete para vermeden bindik, ne kadar kâra geçtik diye. 65 € dan fazla bi kara geçmişizdir herhalde derken adamın biri geldi ve bize biletlerimizi sordu :D eyvah napıcaz şimdi biz derken 40 € cezayı yazdı bile adam :/ ama biz pasaportumuzu vermedik, ona işlenmesin diye çünkü takibi kolay olur, onun yerine ehliyeti ve nufus cüzdanını verdik. adam da ne anlasın onlardan, saçma sapan bi şeyler yazdı tutanağa :) 5 gün içinde ödeyin dedi ve gitti. biz de ödemeden kaçtık italyadan :D hahaha, kötüyüm ben kötüyüm kötüyüm...

arkadaşım almanyaya geri uçacak bense romaya tek başıma uçacağım. ama ben saf insan, havaalanı shuttle'ının saatlerine yanlış bakmışım. otobüsü kaçırınca benim uçak da kaçtı haliyle. allahtan arkadaşınki biraz daha geç bi vakteydi de o yetişti uçağına. ben ne yapsam ne yapsam diye düşünürken sonra tren aklıma geldi, uygun sayılabilecek bi fiyata bilet bulunca da romaya trenle gitmeye karar verdim. hem dedim geceyi de trende geçirmiş olurum.

velhasıl kelam, sıkıntılı bi süreçten sonra uçakla 50 dakika olan mesafeyi trenle 8 saate gittim ve romadaki ilk günüme biraz yorucu başlasam da ilerleyen saatlerde herşey güzel gitti gibi. taa ki...

arkası sonra :D
Etiketler: , , edit post
3 Responses
  1. Adsız Says:

    yahuu sen hem bizsiz git hem de böööyyleee ballandıra ballandıra anlaatt olmaaaaasss kii amaaa :)

    hem hani benim maskem hıııı :D

    biletçiye de yakalanmışsınız ama akıllı çıkmışsınız.. hem versenize canım paraları aaa :) elin yabıncı ülkesine kazık atmak ayıp değilmi cıx cıx cıx :P :D

    ooh tren le yolculuk da hoş olur aslında bee.. böyle tıngır mıngır sallana salannabeşik gibi..hemde gece.. :) iyi olmuş iyi..
    evet arkasını bekliyoruz... :)
    büşra..


  2. duygu Says:

    maske sana çok yakışmış..açmış seni..valla bak...daha bir güzel göründün gözüme.. :D :P
    ...
    şaka bır yana cidden seni hayranlıkla izlıyorum..venedik'e roma'ya ve dıger ülkere gıtmene hayran kaldım..umarım bır gun benımde bu hayalım gercek olur emre..
    şans hep senınle ve yüregınle olsun e.d. ;)


  3. e.d. Says:

    aman da aman kimler gelmiş kimler :)
    nasıldı ankara? bi yazı falan bekliyoruz bak ;)