roma'yı geziyoruz, vol. 1

venedik'te uçağımı kaçırdıktan sonra romaya gitmem sıkıntılı oldu bayağı. uçakla 50 dakikada gidebilecekken trenle 8 saatte anca gidebildim :| tren biletimi aldıktan sonra, arkadaşımı frankfurta doğru yolcu ettim ve ben venedik'te bi kaç saat daha takıldım bi başıma. tren saati geldiğinde, trenimi buldum ve bindim. bi de ne göreyim: her tarafta garip insanlar. hani insanları dış görünüşüne göre katagorize etmek ayıp tamam ama ya ne bileyim içim ısınmadı işte tiplere. neyse, sonra boş bi kompartıman buldum ve oturdum derken yorgunluktan da hemen uyumuşum zaten.

yaklaşık bi saat kadar sonra uyandığımda ise kampartımanın yine o insanlarla dolduğunu gördüm :S neyse dedim içimden. bi şey olmaz, ben vesvese yapıyorum kesin.

romaya indiğimde sıcakcık bi hava karşıladı beni. sabah saat 7. her taraf kalabalık. turistler her yerde. ama tren istasyonundan uzaklaştıkça kalabalık da azaldı. ilk hedefim kolezyum. sabah erkenden gideyim de sırada çok beklemiyeyim dedim. nitekim öyle de oldu, içeriye ilk girenlerden biriydim.

içeriye giriş biraz pahalıya patladı :/ ama bi kez geliyoruz yaw roma'ya, vereceğiz mecbur, zaten böyle giden paralarda da pek değilim, gezilerde her ufak hesabı yapmaya kalkışsan gezdiğinden hiç bişi anlamazsın herhalde. neyse, içerisi gayet hoş, büyük ve kocaman bi yapı.

ama yıpranmış çok. tarih boyunca tüm eserleri sömürülmüş. mermer kaplamaları falan varmış, fakat hep çalınmış kilise yapımları için ve zenginlerin sarayları için.

romaya hıristiyanlık girdiği zaman burası da nasibini almış hemen. kolonlardan bazılarında haçı görüyoruz.

kolezyum roma'nın simgesi. roma diyince akla gelen ilk şey. ikincisi ise vatikan, ama ondan sonra bahsedeceğim. kolezyumdan çıktıktan sonra yan tarafında bulunan foro romano meydanına girdim. çok büyük bi alan. burası da antik romanın simgesi diye tanımlayabileceğimiz bi yer. dükkanlar, çarşılar, evler, ve diğer alanlar hep burada birikmiş zamanında. fakat artık bi harabeden öteye hiç birşeyi kalmamış. her taraf yıkık dökük. ancak dışarıdan görebiliyoruz binalarını, içlerine girmek yasak. sıcağın altında biraz da zor oluyor bu koca alanı gezmek ama yine de keyif verici bir gezi oluyor benim için.

sütunlardan çoğu yıkılmış ya da çalınmış. ancak iki elin parmakları sayısınca sutün kalmış koca alanda ki bilen bilir eski romada en çarpıcı mimarı eserlerden biri sutünlardır. o yüzden bu alanda da zamanında yüzlerce sutün yükseliyormuş.

foro romano'nun yanında bi de palatino alanı var. orası da antik romanın merkezlerinden biri. yine harabe tabi. yine sömürülmüş, yine yağmalanmış ve zamanında kaderine terkedilmiş. son zamanlarda yapılan girişimler sayesinde anca bi kaç parça şey kurtulabilmiş. heykellerden bile çoğu çalınmış, resimde benim oturduğum yerde aslında bi heykel olması lazımdı :)

pantheon antik romadan günümüze kadar zarar görmeden kalan tek eser. hatta yağmalanmanın aksine yüzyıllar boyunca düzenli olarak resterasyonu yapılmış ve eserleri zenginleştirilmiş. burası tüm tanrılara adak olsun diye inşa edilmiş kutsal bi mekan. ama hristiyanlık romaya girdikten sonra tabiki burayı da kliseye çevirmişler.

bu da modern sayılabilecek anıtlardan biri. yaklaşık yüz yıl kadar önce inşa edilmiş. "adsız askerin anıtı" adlı bi yer. oldukça ihtişamlı. fotografta çok hissedilmiyor ama merdivenler çık çık bitmiyor. en tepesine çıkıldığı taktirde ise tüm roma ayaklarınızın altında. tepeden, foro romano ve polatino hemen aşağıda gözüküyor. kolezyum ise biraz daha geride. romayı ortadan ikiye ayıran tiber nehrinin diğer tarafında ise vatikanın st. peter bazilikasının kubbesini zar zor seçebiliyorum.

anıttan sonra aşk çeşmesi olarak da bilinen trevi havuzunu görmek için yola çıkıyorum. romanın kalabalık sokaklarından geçe geçe ilerliyorum. roma da kültürlerin kaynaştığı şehirlerden biri. her türlü dili duyabiliyorsunuz gezerken, özellikle fransızca ve ingilizce ağırlıkta, tabi italyancadan sonra :)

dipnot: hasta yatağımdan yazıyorum bu yazımı. 2 gün önce çok ciddi bişi olmasa da cerrahi bi operasyon geçirdim. ameliyat işe yaradı, sağlığıma kavuştum lakin ağrıları bi kaç gün devam edecek.
Etiketler: , , edit post
5 Responses
  1. duygu Says:

    trevi nin her türlü fotosunu istiyorum bayım..


  2. Duygu yine ilk yoruma yetişmiş.
    Fotoğraflar çok güzel Emre ellerine ayaklarına sağlık :) Fotoğrafları görünce aklıma Julius Ceaser tiyatrosu geliyor :)
    Adsız askerin anıtını da merak ettim, güzel görünüyor buradan :)
    Not: Tekrar tekrar çok geçmiş olsun.


  3. duygu Says:

    napım sertalp..benım sucum yok..adam msn den ben bloga sımdı yazı yazdım dıyor..bende hemen yazıyorum yorumumu..
    sende sertalp laf çarpacak yer arıyon hea..
    kötü çocuk nolcak..
    hıhh..
    yok sıze bıdaha yorum morum..
    yorum yazsam suç,yazmasam suuç..
    anaaamm ne yapacagımı sasırdım yaa... :(
    hıhh..


  4. Demek Roma gibi bir yerde de, tarihi eserlere yönelik yağmalama ve ilgisizlikten dolayı harabeye dön(dür)me olaylarına rastlanıyor...

    VE dinler... Daha doğrusu dinlerin yetkili yetkisiz mensuplarının, kendi inançları uğruna yayıldıkları, hakim oldukları yerlerin tarihi mirasını sindirme veya aslında uzaklştıracak bir senteze sokmaları!

    Geçmişler olsun geçirdiğin operasyondan dolayı Emre; Allah şifa versin ve her zaman ve şartta şükretmek nasip etsin!


  5. e.d. Says:

    merhaba nihat bey. teşekkürler iyi dilekleriniz için.

    roma da olsa, tarihi eser sömürücülüğü her dönemde her yerde olmuş maalesef :/ o kolezyum olsun, foro romano ve palation meydanları olsun hep yağmalanmışlar. şimdi geriye anca harabe kalmış. üstüne üstlük, hristiyanlık etkilerini de her anıtta görebiliyoruz.

    yağmalamak normal bi şey değil evet ama hristiyanlığın hemen harekete geçip de bu yerleri dinlerine kazandırmasını normal karşılıyorum ben. yani her dinde olduğu gibi onlar da topraklarında farklı şeyler olmasına çok sıcak bakamamışlar herhalde vakti zamanında.