roma'yı geziyoruz, vol. 3
9/08/2008 09:02:00 PM
heyecan, adrenalin ve yorgunlukla geçen bi gece geride kaldı. hayatımda bi ilki yaşayarak sokaklarda kaldım, istasyonda uyuduğum için kovuldum, parkın birinde bankta geceyi geçirdim, hırsızın biriyle yüzyüze kaldım... fakat herşeyiyle güzeldi, herşeyiyle bi başkaydı, herşeyiyle benim için bi ilkti.
italyadaki son günümde sabah 8 gibi vatikana vardım. çevredeki kalabalık yavaş yavaş farkedilir düzeye geliyordu . ben de hemen st. peter bazilikasına girmek için sıraya girdim. hristiyanlık aleminin ilk papasının adını taşıyor. erkenci olduğum için bi kaç dakika içinde kendimi bazilikanın içinde buldum. alın site müthiş bi kilise daha. kiliseler içinde belki de en gösterişlisi, en görkemlisi, en şatafatlısı.

yüksek kolonlar, mermer zemin, işlemeli duvarlar, boyalı tavan, heykeller, resimler, sunaklar... herşeyiyle tam bi efsane.

bazilikanın sahip olduğu en önemli eser şüphesiz ki michelangelo'nun ünlü "pieta" adlı heykeli. madonnanın (bakire) çarmıhtan yeni indirilen isayı kucağına alıp da onun için gözyaşı dökmesini anlatan bu heykel 1972 yılında bi fanatik tarafından saldırıya uğradığı için artık ancak camekanlı bi korumanın ardından izlenebiliyor.

st. peter bazilikasından sonra vatikan müzesine geçiyorum. buraya girebilmek için ucu görünmez bir sırada güneş altında yaklaşık 45 dakika kadar beklemek zorunda kaldım. ama değdi gerçekten. müze cidden büyük ve kapsamlı. çok değerli eserler içeriyor. baş döndürücü güzelliklere şahit oluyorsunuz içeride. öncelikle uzun mu uzun koridorlardaki tavan işlemeleri göze çarpıyor.

bu fotografta çok belli olmasa da içeride muazzam bi kalabalık var. bu kalabalıkta adım adım ilerlerken ben de şaşkınlıkla etrafı izliyorum. aslında herkes akın akın ve heyecanla bi odaya doğru gitmeye çalışıyor. buraya giderken de etrafı izliyorlar. hedef: sistin şapeli.

bu şapeli önemli kılan unsur yine michelangelo. onun eserleri odada ama bu sefer heykelleri değil, boyamaları. en büyük ve önemli olanlar "ademin yaratılışı" ve "son yargı" adlı temsilleri.
"son yargı" adlı şaheseri karşı duvarda görebilirsiniz. boylu boyunca kocaman bi resim. resmin merkezindeki isa. michelangelo hristiyanlık tarihinde isayı çıplak olarak resmeden ilk sanatkar. zamanın papası buna çok kızmış olsa da michelangelo sansüre inatla hayır demiş. fakat kendisi öldükten sonra papanın yaptığı ilk şey bi ressam tutup da isanın kucağına ufak bi örtü çizdirmek olmuş :)
tavanda ise (fotografta üst tarafta) ademle tanrı resmedilmiş. tanrı (güçlü, kuvvetli, bilgili ve hayat dolu olan sakallı ihtiyar) ademe (zayıf, çıplak, güçsüz, ve bilgisiz olan genç) hayat verirken.

sistin şapelinde yaklaşık bi yarım saat geçirdikten sonra müzenin diğer yerlerini de geze geze çıkış kapısına doğru ilerliyorum. koridorlardan birinde büyük bi resimde ademle havanın yaratılışı vardı. oldukça ilginç geldiği için onun da resmini çektim :)

vatikan müzesinin de sonuna gelmiş oldum böylece. çıkışa gitmek için müzenin egzantirik merdivenlerini kullanırken bi çocuğun poz vermek için bu şekilde yere yatması herkesi kahkahalara boğdu, ben de yakaladım pozunu :)

yorgunluktan bitap düşmek üzereyim. saat öğlen 3 gibi ama ben artık bi adım daha atmakta zorlanıyorum. iki gecedir iyi uyuyamamış olmam bundaki tek etken. he tabi, bi de şehri hep yürüyerek gezmek istediğim için bu da beni çok yoruyor. frankfurta dönüşüm akşam 10 gibi olmasına karşın ben erkenden havaalanına gittim. orada rahat bi koltukta biraz uyuyabilmek için :)
heidelberge döndüğümde cebimdeki nakit para tüm suyunu çekmişti :) hatta gecenin 4ünde eve girdiğimde 2 euro kadar içerideydim bile :) taksiyle geldiğim için taksiye 2 euro eksik verdim, hemen eve çıkıp da alıp verdim taksiciye onu da.
herşeyiyle eşsiz bi gezi oldu benim için italya. almanyada staj yapmak büyük bi şanstı. avrupada bu kadar gezdiğim için midir bilmem ama amerikadan çok daha güzel geldi bana avrupa. farklı kültürler, farklı ülkeler, farklı yaşamlar... avrupa, amerikadan çekici geliyor bana artık.
yüksek lisans başvurularımı yaparken de amerikayı hiç düşünmeyeceğim muhtemelen. başta almanya olmak üzere, ardından sırayla ingiltere, avusturya, isveç ve isviçreyi deniyeceğim. belki hollanda ve danimarkadan da bi yerler düşünebilirim. tabi herşey düşünmekle olmuyor, bi de başvurduğum yerlerden kabul görmem lazım gidebilmem için :)
italyadaki son günümde sabah 8 gibi vatikana vardım. çevredeki kalabalık yavaş yavaş farkedilir düzeye geliyordu . ben de hemen st. peter bazilikasına girmek için sıraya girdim. hristiyanlık aleminin ilk papasının adını taşıyor. erkenci olduğum için bi kaç dakika içinde kendimi bazilikanın içinde buldum. alın site müthiş bi kilise daha. kiliseler içinde belki de en gösterişlisi, en görkemlisi, en şatafatlısı.

yüksek kolonlar, mermer zemin, işlemeli duvarlar, boyalı tavan, heykeller, resimler, sunaklar... herşeyiyle tam bi efsane.

bazilikanın sahip olduğu en önemli eser şüphesiz ki michelangelo'nun ünlü "pieta" adlı heykeli. madonnanın (bakire) çarmıhtan yeni indirilen isayı kucağına alıp da onun için gözyaşı dökmesini anlatan bu heykel 1972 yılında bi fanatik tarafından saldırıya uğradığı için artık ancak camekanlı bi korumanın ardından izlenebiliyor.

st. peter bazilikasından sonra vatikan müzesine geçiyorum. buraya girebilmek için ucu görünmez bir sırada güneş altında yaklaşık 45 dakika kadar beklemek zorunda kaldım. ama değdi gerçekten. müze cidden büyük ve kapsamlı. çok değerli eserler içeriyor. baş döndürücü güzelliklere şahit oluyorsunuz içeride. öncelikle uzun mu uzun koridorlardaki tavan işlemeleri göze çarpıyor.

bu fotografta çok belli olmasa da içeride muazzam bi kalabalık var. bu kalabalıkta adım adım ilerlerken ben de şaşkınlıkla etrafı izliyorum. aslında herkes akın akın ve heyecanla bi odaya doğru gitmeye çalışıyor. buraya giderken de etrafı izliyorlar. hedef: sistin şapeli.

bu şapeli önemli kılan unsur yine michelangelo. onun eserleri odada ama bu sefer heykelleri değil, boyamaları. en büyük ve önemli olanlar "ademin yaratılışı" ve "son yargı" adlı temsilleri.
"son yargı" adlı şaheseri karşı duvarda görebilirsiniz. boylu boyunca kocaman bi resim. resmin merkezindeki isa. michelangelo hristiyanlık tarihinde isayı çıplak olarak resmeden ilk sanatkar. zamanın papası buna çok kızmış olsa da michelangelo sansüre inatla hayır demiş. fakat kendisi öldükten sonra papanın yaptığı ilk şey bi ressam tutup da isanın kucağına ufak bi örtü çizdirmek olmuş :)
tavanda ise (fotografta üst tarafta) ademle tanrı resmedilmiş. tanrı (güçlü, kuvvetli, bilgili ve hayat dolu olan sakallı ihtiyar) ademe (zayıf, çıplak, güçsüz, ve bilgisiz olan genç) hayat verirken.

sistin şapelinde yaklaşık bi yarım saat geçirdikten sonra müzenin diğer yerlerini de geze geze çıkış kapısına doğru ilerliyorum. koridorlardan birinde büyük bi resimde ademle havanın yaratılışı vardı. oldukça ilginç geldiği için onun da resmini çektim :)

vatikan müzesinin de sonuna gelmiş oldum böylece. çıkışa gitmek için müzenin egzantirik merdivenlerini kullanırken bi çocuğun poz vermek için bu şekilde yere yatması herkesi kahkahalara boğdu, ben de yakaladım pozunu :)

yorgunluktan bitap düşmek üzereyim. saat öğlen 3 gibi ama ben artık bi adım daha atmakta zorlanıyorum. iki gecedir iyi uyuyamamış olmam bundaki tek etken. he tabi, bi de şehri hep yürüyerek gezmek istediğim için bu da beni çok yoruyor. frankfurta dönüşüm akşam 10 gibi olmasına karşın ben erkenden havaalanına gittim. orada rahat bi koltukta biraz uyuyabilmek için :)
heidelberge döndüğümde cebimdeki nakit para tüm suyunu çekmişti :) hatta gecenin 4ünde eve girdiğimde 2 euro kadar içerideydim bile :) taksiyle geldiğim için taksiye 2 euro eksik verdim, hemen eve çıkıp da alıp verdim taksiciye onu da.
herşeyiyle eşsiz bi gezi oldu benim için italya. almanyada staj yapmak büyük bi şanstı. avrupada bu kadar gezdiğim için midir bilmem ama amerikadan çok daha güzel geldi bana avrupa. farklı kültürler, farklı ülkeler, farklı yaşamlar... avrupa, amerikadan çekici geliyor bana artık.
yüksek lisans başvurularımı yaparken de amerikayı hiç düşünmeyeceğim muhtemelen. başta almanya olmak üzere, ardından sırayla ingiltere, avusturya, isveç ve isviçreyi deniyeceğim. belki hollanda ve danimarkadan da bi yerler düşünebilirim. tabi herşey düşünmekle olmuyor, bi de başvurduğum yerlerden kabul görmem lazım gidebilmem için :)

vatikan...
görmek istediğim en önemli yerlerden biri..
uzun zaman önce Melekler ve Şeytanlar kitabını okudugumda vatikana karsı büyük bir merak beslemıstım...
Bir gün bu ülkeye gelebilmeyi çok arzu ediyorum..eminim ki,abiminde diyişiyle,gidersem bir daha dönmeyebilirim...
Tabi en başta dil öğrenmeliyim.. :D :P
ben o çocuğa bayıldım o ne pooz yaaa :DD sana iyi malzeme çıkmış
büşra
Vatikan mümkünse Melekler Ve Şeytanlar kitabından etkilendiğimden uzak kalsın:)
dermişim:)
Senin için çok güzel anlar ve deneyimler olmuş belli:)