Frankfurt'u geziyoruz
7/21/2008 11:37:00 PM
uzun bi aradan sonra hele şükür gezilere tekrar döndüm :)
labta yapıcak iş çok, çalışacak vakit az olunca haftasonları bile çalışır oldum şu son zamanlarda. fakat artık kendime de vakit ayırma zamanı geldi :)
geçtiğimiz cumartesi günü gece 11 den sabah 5 e kadar eğlendikten sonra, pazar sabahı 10 gibi frankfurt yollarına düştük :) evet, uyanıp da hazırlanıp yola çıkmak epey zorlayıcı oldu ama çok kararlı ve ısrarcı olduk allahtan ki kaç haftadır gidelim gidelim diyip de hep ertelediğimiz frankfurt gezisini sonunda gerçekleştirebildik.
günün ilk güzel sürprizini tren biletlerimizi alırken yaşadık. biz gidiş-geliş biletin kişi başı 33 euroya patlıyacağını düşünürken, 3 kişinin toplam gidiş dönüş bileti sadece 35 euro oldu :) meğer almanyada hafta sonları en fazla 5 kişilik grup için geçerli olan "Schönes- Wochenende" (mutlu haftasonları) bileti varmış. bir gün boyunca yerel trenlerde sınırsız kullanıyorsun :) biz de üstüne yattık hemen tabi :D
bileti ucuza getirmenin verdiği huzur ve önceki gecenin yorgunluğu üzerimizde olduğu için ben trene biner binmez mayıştım bi kenarda :)

iki katlı trenimizle (evet, tren cidden iki katlıydı) bir buçuk saat kadar süren yolculuk sonunda vardık frankfurt hauptbahnhof'a (tren garı).

frankfurta adım atar atmaz, ileride geldik diye kanıtım olsun diye, garın önünde fotograf çekiliyorum :)

yol boyunca buram buram sanat kokan çeşitli heykellerle karşılaştık. en ilginçlerinden biri de kafası kopup da yan yatmış olan şu temsildi. enteresan ve güzel bi çalışma. ama neyi temsil ettiğini bilmiyorum, öğrenemedim :)

bu meydan da almanyanın borsasının bulunduğu meydan. dolayısıyla bu koca € işareti çok manidar olmuş burada :) zaten frankfurt sadece almanyanın değil avrupanın da finans merkezi sayılıyor. gerçi son yıllarda londra atağa geçmiş bu merkez olma konusunda ama son durum nedir bilemiyorum.
bu silindir şeklindeki bina "main tower" isimli bi gökdelen. en tepesi yerden 200metre yükseklikte ve burası halkın çıkması için açık bi yer. yani ufak bi ücret karşılığında yukarıya çıkp da etrafı izleyebiliyoruz.
biz de çıktık tabi hemen. ve mükemmel bi görüntü vardı orada. tüm şehir ayaklarının altında falan.

bu görünen yer, az öncellerde trenden indiğimiz gar. çok geniş bi yermiş. buradan daha iyi anlaşılıyor.

bol bol resim çekilip de gideceğimiz yerleri planladıktan sonra indik artık fazla üşütmeden çünkü çok şiddetli rüzgar vardı o kadar yüksekte :)

aslında kaşkolumla fotograf çekilmek istemiyordum ama şiddetli rüzgar savurup da inatla giydiriyor onu bana :)

burası da "frankfurt palmengarten" (botanik bahçesi). hayatımda ilk kez böyle bi botanik bahçesine gittiğim için oldukça ilginç geldi. dünyanın heryerinden bitkiler kendilerine haz ortamlarda yetiştirilip bakılıyor. bana en ilginç gelenler ise şu böcek yakalayan bitkiler.

bu bahçe ne kadar ilginç ve büyük bi yer olsa da bizim vakit kısıtlılığımızdan dolayı ve benim biraz baş dönmemden dolayı (akşamdan kalma olduğum için) şöyle hızlı hızlı dolaşıp, canımızı da bitkilerle çok sıkmadan atıyoruz kendimizi dışarıya.

ama çıkmadan önce son artistik pozumu da vermeyi ihmal etmiyorum tabiki :P :)

burada "main nehri" üzerinde bi köprüdeyiz. hava bi açıyor bi kapıyor. bi ara mükemmel bi güneş çıkıyor, bi ara sağanak yağmur yağıyor. biz de ne yapıcağımızı şaşırdık.

burası da oldukça kalabalık ve güzel bi meydan. o solumdaki havuzda da çocuklar yüzüyor. kimi donla, kimi çıplak, kimi de mayoyla :) bizim türkiye aklıma geldi hemen, bizde de yaz aylarında böyle süs havuzları dolar ya hemen. demek avrupada da (en azından almanyada) var bu durum :)

fotograflarım yığınla tabi ama buraya ancak bu kadarını koyabildim. herbirini yüklemek ve sonra yorum yapmak zor oluyor :)
yarın labım var, yatmam lazım.
cuma günü gece paris için yollara düşüyoruz. bakalım orada bizi neler bekliyor.
labta yapıcak iş çok, çalışacak vakit az olunca haftasonları bile çalışır oldum şu son zamanlarda. fakat artık kendime de vakit ayırma zamanı geldi :)
geçtiğimiz cumartesi günü gece 11 den sabah 5 e kadar eğlendikten sonra, pazar sabahı 10 gibi frankfurt yollarına düştük :) evet, uyanıp da hazırlanıp yola çıkmak epey zorlayıcı oldu ama çok kararlı ve ısrarcı olduk allahtan ki kaç haftadır gidelim gidelim diyip de hep ertelediğimiz frankfurt gezisini sonunda gerçekleştirebildik.
günün ilk güzel sürprizini tren biletlerimizi alırken yaşadık. biz gidiş-geliş biletin kişi başı 33 euroya patlıyacağını düşünürken, 3 kişinin toplam gidiş dönüş bileti sadece 35 euro oldu :) meğer almanyada hafta sonları en fazla 5 kişilik grup için geçerli olan "Schönes- Wochenende" (mutlu haftasonları) bileti varmış. bir gün boyunca yerel trenlerde sınırsız kullanıyorsun :) biz de üstüne yattık hemen tabi :D
bileti ucuza getirmenin verdiği huzur ve önceki gecenin yorgunluğu üzerimizde olduğu için ben trene biner binmez mayıştım bi kenarda :)

iki katlı trenimizle (evet, tren cidden iki katlıydı) bir buçuk saat kadar süren yolculuk sonunda vardık frankfurt hauptbahnhof'a (tren garı).

frankfurta adım atar atmaz, ileride geldik diye kanıtım olsun diye, garın önünde fotograf çekiliyorum :)

yol boyunca buram buram sanat kokan çeşitli heykellerle karşılaştık. en ilginçlerinden biri de kafası kopup da yan yatmış olan şu temsildi. enteresan ve güzel bi çalışma. ama neyi temsil ettiğini bilmiyorum, öğrenemedim :)

bu meydan da almanyanın borsasının bulunduğu meydan. dolayısıyla bu koca € işareti çok manidar olmuş burada :) zaten frankfurt sadece almanyanın değil avrupanın da finans merkezi sayılıyor. gerçi son yıllarda londra atağa geçmiş bu merkez olma konusunda ama son durum nedir bilemiyorum.

bu silindir şeklindeki bina "main tower" isimli bi gökdelen. en tepesi yerden 200metre yükseklikte ve burası halkın çıkması için açık bi yer. yani ufak bi ücret karşılığında yukarıya çıkp da etrafı izleyebiliyoruz.
biz de çıktık tabi hemen. ve mükemmel bi görüntü vardı orada. tüm şehir ayaklarının altında falan.

bu görünen yer, az öncellerde trenden indiğimiz gar. çok geniş bi yermiş. buradan daha iyi anlaşılıyor.

bol bol resim çekilip de gideceğimiz yerleri planladıktan sonra indik artık fazla üşütmeden çünkü çok şiddetli rüzgar vardı o kadar yüksekte :)

aslında kaşkolumla fotograf çekilmek istemiyordum ama şiddetli rüzgar savurup da inatla giydiriyor onu bana :)

burası da "frankfurt palmengarten" (botanik bahçesi). hayatımda ilk kez böyle bi botanik bahçesine gittiğim için oldukça ilginç geldi. dünyanın heryerinden bitkiler kendilerine haz ortamlarda yetiştirilip bakılıyor. bana en ilginç gelenler ise şu böcek yakalayan bitkiler.

bu bahçe ne kadar ilginç ve büyük bi yer olsa da bizim vakit kısıtlılığımızdan dolayı ve benim biraz baş dönmemden dolayı (akşamdan kalma olduğum için) şöyle hızlı hızlı dolaşıp, canımızı da bitkilerle çok sıkmadan atıyoruz kendimizi dışarıya.

ama çıkmadan önce son artistik pozumu da vermeyi ihmal etmiyorum tabiki :P :)

burada "main nehri" üzerinde bi köprüdeyiz. hava bi açıyor bi kapıyor. bi ara mükemmel bi güneş çıkıyor, bi ara sağanak yağmur yağıyor. biz de ne yapıcağımızı şaşırdık.

burası da oldukça kalabalık ve güzel bi meydan. o solumdaki havuzda da çocuklar yüzüyor. kimi donla, kimi çıplak, kimi de mayoyla :) bizim türkiye aklıma geldi hemen, bizde de yaz aylarında böyle süs havuzları dolar ya hemen. demek avrupada da (en azından almanyada) var bu durum :)

fotograflarım yığınla tabi ama buraya ancak bu kadarını koyabildim. herbirini yüklemek ve sonra yorum yapmak zor oluyor :)
yarın labım var, yatmam lazım.
cuma günü gece paris için yollara düşüyoruz. bakalım orada bizi neler bekliyor.


