trafikte bisiklete saygı istiyoruz!

geçtiğimiz haftasonu Ankara'da çok anlamlı bi organizasyon gerçekleştirildi. yaklaşık 200 kadar bisiklet sever insan bir araya gelerek polis eskortluğu eşliğinde Ankara'nın göbeğinde (anıtkabir çevresi ve kızılay) trafiği durdurarak pedalladılar. amaç bisikletlilerin trafikte hakettikleri saygıyı herkese göstermek ve bisikletin ulaşım araçlarına alternatif olabilecek en doğa dostu, sağlıklı, temiz ve sportif bir seçenek olduğuna dikkat çekmekti.

özellikle şehir içinde bisiklet sürmek o kadar zor ki güzelim Türkiyemde. ticari taksilerden ve toplu taşıma araçlarından çektiğimiz dert çok büyük. sadece onlar da değil tabi, diğer araçlar da hiç önemsemiyor bisikletlerin trafikteki varlığını. üzerimize üzerimize sürüyorlar.

bunun yanında insanlar bisiklete ve bisikletçilere diğer konularda da pek saygı duymuyor. ilk göze çarpan gariplik, bisiklete binmeyenlerin bisikleti gereksiz görmeleri, spor olarak görmemeleri ve çocuk eğlencesi olduğunu iddia etmeleri. diyorlar ki "yahu o bisiklete 2 bin ytl verene kadar gidip bi motosiklet alsaydın.", bi de bunu dedikleri yetmiyormuş gibi dalga da geçiyorlar, "mal (afedersiniz), o kadar para mı verilir ona.". dövesim geliyor böylelerini.

sonra, giydiğimiz kıyafetlere ve koruyucu aletlere laf atıyorlar. bisiklet taytı başta olmak üzere, kaska, eldivenlere ve hatta gözlüklere bile laf atan tipler var. çok üzücü bi durum. kültürsüzlüğün daniskası. bisiklet sürmek bir spordur ve bu sporu zevk alarak en sağlıklı ve güvenli bi şekilde yapabilmek için bu kıyafetlere ihtiyacımız var. ama gelin görün ki halkımız o taytı giymeyi bile ayıp olarak görüyor.

organizasyon sırasında bisikletiyle asya turuna çıkmış bi fransıza eşlik ettim. çok şaşırmış kendisi bu organizasyona. neden dedim. dedi ki "fransada böyle bi şeyin düşünülmesi bile imkansız, yani bisiklet bizim kültürümüze o kadar işlemiş ki, kimse ona ve onu kullananlara saygısızlık etmeyi aklından bile geçirmez!".

sanırım bisikletin bizim kültürümüzde yer edebilmesi için çok uzun zaman geçmesi gerekiyor.

organizasyon ardından 30-40 kişilik bi grupla eymir gölüne gittik bisikletlerimiz üzerinde. acaip eğlenceli bi gezi oldu benim için. ayrıca çok güzel arkadaşlar da edindim bu gezi sayesinde. günün sonunda toplam 55km kadar yol katetmiştim, bayağı da yorulmuştum, ama sonuna kadar değdi yani.

bence şimdi sen de herkes gibisin

kalemi hiç kuvvetli olmayan, edebiyattan yoksun bi insan olaraktan, anca ustaların yazdıklarından beğendiklerimi aktarabiliyorum yeri gelince. bu sefer de nazım hikmet yazmış olsun, cem karaca da seslendirmiş olsun.

***bence şimdi sen de herkes gibisin***


gönlümle baş başa düşündüm demin;
artık bir sihirsiz nefes gibisin.
şimdi tâ içinde bomboş kalbimin,
akisleri sönen bir ses gibisin.

mâziye karışıp sevda yeminim,
bir anda unuttum seni, eminim.
kalbimde kalbine yok bile kinim,
bence artık sen de herkes gibisin.

gözlerim gözünde aşkı seçmiyor.
onlardan kalbime sevda geçmiyor.
ben yordum ruhumu biraz da sen yor,
çünkü bence şimdi herkes gibisin.

yolunu beklerken daha dün gece,
kaçıyorum bugün senden gizlice.
kalbime baktım da işte iyice,
anladım ki sen de herkes gibisin.

büsbütün unuttum seni eminim.
maziye karıştı şimdi yeminim.
kalbimde senin için yok bile kinim,
bence sen de şimdi herkes gibisin.