mısır'ı geziyoruz, vol.5
4/14/2009 10:24:00 PM
artık mısır'daki son iki günümüz. bu iki günü de kahirede geçireceğiz. hurghada'dan kahire'ye otobüsle geçtikten sonra öğle saatlerine yakın kahire'nin merkezindeki çarşıya geldik: han-ı halili. her türlü şeyi çok farklı fiyatlara bulabileceğimiz bi çarşı burası.
çarşıyı gezmeye başlamadan önce bi yemek yiyelim dedik ve hemen yerel bi lokantaya girdik. mekan pek kaliteli bi yere benzemiyor, hatta türkiyede öyle bi yere gitmeyiz herhalde çok paspal diye ama yakınlarda daha güzel bi mekan bulamadığımız için girdik işte. menüde genelde türkiyede de bildiğimiz yemekler var; kebap, köfte neyim.

arkadaşım güvercin istetti, bense köfte kebap. normalde her gittiğim ülkenin yerel lezzetlerini tatmak isterim ama mısırlıların yemekleri de hoşuma gitmedi, temizlikleri de. o yüzden zaten hiçbişiyi iştahla yememiştim, sadece karnım doysun diye yemiştim.

yemekten sonra dar sokaklar arasında gezmeye başlıyoruz. sokaklar genelde pis, hele çok daha ara ve arka sokaklara girdikçe pislik diz boyu. o yüzden merkezden çok uzaklaşmayalım diye karar aldık. sokakta bi tshirtçü gördüm, hem fiyatları uygun hem modeller güzel diye aldım 5-6 tane. yeğenlere ve kardeşime hediye olsun :)

bu çarşıda çok meşhur bi kahvehane varmış (adını şimdi hatırlamıyorum). gezerken ona denk geldik ve oturduk bi çay ve nargile içmek için. nargile mısırda çok yaygın bi şey, her yerde içiliyor. oldukça da ucuz. çayı da bi değişik yapıyorlar; normal bizim bildiğimiz şekilde demliyorlar siyah çayı ama servis yaparken bardağın içine bi kaç yaprak taze nane koyuyorlar. oldukça güzel bi lezzet katıyor çaya.

biz nargile keyfi yarparken burada, kına ile dövme yapan bi teyze geldi, biz de yaptıralım bi şeyler dedik. nasıl olsa kına bi kaç haftaya çıkıyor hemen.

dövmemi çok sevmiştim cidden. pek yakışmıştı, fakat acısı 2 hafta sonra çıktı :( meğer benim kınanın içine katılan ve siyah renk vermek için kullanılan bi kimyasala alerjim varmış. kolumda akrep şeklinde bi şişlik oluştu ve 2 ay kadar o şekilde gezmek zorunda kaldım, hem de kaşınıyordu :(
akşam otele dönerken taksi tuttuk 4 kişi. yol boyunca şöförle de muhabbet ettik ingilizce. işte nereleri gezebiliriz nasıl gidebiliriz falan. en sonunda da bize özel şöförünüz olabilirim beni kiralarsanız dedi, fiyatta da anlaşınca bağladık adamı ertesi gün için. normalde mısır parası olarak gayet iyi bi para verdik adama ama türk lirası olarak düşündüğümüzde çok karlı idi bizim için. hele 4 kişi olunca oldukça ucuza geldi kişi başı masraf.

ertesi sabah kahvaltıdan sonra otelin kapısında bulduk bizim taksiciyi. ilk hedefimiz kahire'nin hristiyan bölümü. önce kıpti müzesini geziyoruz. kendisi harika bi müze. hristiyan dünyasının ilk eserlerinden bolca var burada. yalnız, fotograf çekmek yasak olduğu için müzeden hiç fotograf yok elimde.
müzenin yanında askılı kilise var. evet adından da anlaşılacağı üzere kilise askılar üzerinde duruyor, yani altı boş.

yakınlarda ki başka bi kilise içinde ise bu küçük odacıklar var. vakti zamanında, din adamları dünyadan ellerini eteklerini çekerek bu odalara kapatırlarmış kendilerini ve uzun saatler boyunca dua ederlermiş.

eski kahirede bayağı bi vakit geçirdikten sonra yine atladık taksimize. bu sefer kaleye gidiyoruz. buradaki tek önemli şey kavalalı mehmet ali paşa camii. ama onda bile pek bi numara yok, türkiyedeki alalede bi camiden daha güzel değil açıkcası.

kaleden kahire manzarası enteresan görünüyor. sıvasız evler, bakımsız sokaklar, ilerilere doğru da tozlu bi hava... rehberin söylediğine göre, evlerin dış sıvaları ve badanaları yapılmadığı müddetçe ev tamamlanmış görünmüyormuş, o yüzden de konut vergisinden kaçıyorlarmış bu şekilde.

sonraki durağımız sakkara. kahirenin biraz dışında kaldığı için bu piramit alanı, taksici buraya gitmek istemiyor. fakat biraz daha para çıkıyoruz adama ve ikna oluyor götürmek için. bu basamaklı piramit de ilk piramit olarak biliniyor. ufak ufak tuğlalardan yapılmış. giza alanındaki piramitlere göre çok yüksek ve ihtişamlı durmasa da kendi çapında bi güzelliği var.

burada, yakınlardaki bi piramidin içine girme fırsatımız da oldu. yaklaşık 20 metre kadar dar bi tünelden aşağıya indikten sonra 2 tane nispeten geniş oda karşıladı bizi. odalardan biri hazine odasıymış zamanında, diğerinde ise piramitin sahibinin (firavun titi) lahiti var.

bu da alandaki kazılardan biri. üstündeki piramit yıkılmış sadece altındaki bu boşluk kalmış. normalde piramitlerin altında bu kadar derinlere giden boşluklar var ki odalar buralarda yapılıyor ilk, sonra da üstüne piramit çıkılıyor.

sakkara'dan dönüşte artık yavaş yavaş akşam oluyor. zaten kahirenin trafiği istanbuldan da beter, o yüzden şehre geri dönene kadar epey vakit geçiyor trafikte. günün son programı olarak da giza bölgesindeki ses ve ışık gösterisine katılacağız. piramitler ışıklarla aydınlatılıyor ve lazerlerle de şekiller çiziliyor kayalara, bir yandan da müzik eşliğinde tarihi anlatıyor ingilizce olarak.

buradan da otelimize geçiyoruz. sabah kahvaltıdan sonra havaalanına gideceğiz istanbul dönüşü için. kahirede bu kadar süre yeter de artar bile. her ne kadar çok güzel tarihi eserler içerse de şehrin keşmekeşliği, pisliği, düzensizliği ve kalitesizliği insanın canını sıkıyor. o yüzden dönüşte diyorum ki eğer bi günüm daha olsaydı kahirede otelden çıkmazdım herhalde. kesinlikle görülmesi gereken yerler var bu şehirde ama bunlar görüldüğü gibi hemen kaçmak lazım buradan.
10. günümüzün akşamında memleketimde evimde oluyorum. bir tatilin daha sonuna böylece gelmiş bulundum. bu yaşıma kadar yaptığım en kapsamlı gezi bu oldu herhalde. 10 gün içerisinde koca bi ülkeyi gezdik, dile kolay.
sıradaki gezim üzerinde şimdiden düşünüyorum, acaba hindistan mı olsa, çin mi olsa, nepal mi olsa, yoksa güney amerikada bi yer mi olsa halen karar verebilmiş değilim gerçi :)
o da muhtemelen anlık bi kararla verilecek bi şey olacak. göreceğiz...
çarşıyı gezmeye başlamadan önce bi yemek yiyelim dedik ve hemen yerel bi lokantaya girdik. mekan pek kaliteli bi yere benzemiyor, hatta türkiyede öyle bi yere gitmeyiz herhalde çok paspal diye ama yakınlarda daha güzel bi mekan bulamadığımız için girdik işte. menüde genelde türkiyede de bildiğimiz yemekler var; kebap, köfte neyim.

arkadaşım güvercin istetti, bense köfte kebap. normalde her gittiğim ülkenin yerel lezzetlerini tatmak isterim ama mısırlıların yemekleri de hoşuma gitmedi, temizlikleri de. o yüzden zaten hiçbişiyi iştahla yememiştim, sadece karnım doysun diye yemiştim.

yemekten sonra dar sokaklar arasında gezmeye başlıyoruz. sokaklar genelde pis, hele çok daha ara ve arka sokaklara girdikçe pislik diz boyu. o yüzden merkezden çok uzaklaşmayalım diye karar aldık. sokakta bi tshirtçü gördüm, hem fiyatları uygun hem modeller güzel diye aldım 5-6 tane. yeğenlere ve kardeşime hediye olsun :)

bu çarşıda çok meşhur bi kahvehane varmış (adını şimdi hatırlamıyorum). gezerken ona denk geldik ve oturduk bi çay ve nargile içmek için. nargile mısırda çok yaygın bi şey, her yerde içiliyor. oldukça da ucuz. çayı da bi değişik yapıyorlar; normal bizim bildiğimiz şekilde demliyorlar siyah çayı ama servis yaparken bardağın içine bi kaç yaprak taze nane koyuyorlar. oldukça güzel bi lezzet katıyor çaya.

biz nargile keyfi yarparken burada, kına ile dövme yapan bi teyze geldi, biz de yaptıralım bi şeyler dedik. nasıl olsa kına bi kaç haftaya çıkıyor hemen.

dövmemi çok sevmiştim cidden. pek yakışmıştı, fakat acısı 2 hafta sonra çıktı :( meğer benim kınanın içine katılan ve siyah renk vermek için kullanılan bi kimyasala alerjim varmış. kolumda akrep şeklinde bi şişlik oluştu ve 2 ay kadar o şekilde gezmek zorunda kaldım, hem de kaşınıyordu :(

akşam otele dönerken taksi tuttuk 4 kişi. yol boyunca şöförle de muhabbet ettik ingilizce. işte nereleri gezebiliriz nasıl gidebiliriz falan. en sonunda da bize özel şöförünüz olabilirim beni kiralarsanız dedi, fiyatta da anlaşınca bağladık adamı ertesi gün için. normalde mısır parası olarak gayet iyi bi para verdik adama ama türk lirası olarak düşündüğümüzde çok karlı idi bizim için. hele 4 kişi olunca oldukça ucuza geldi kişi başı masraf.

ertesi sabah kahvaltıdan sonra otelin kapısında bulduk bizim taksiciyi. ilk hedefimiz kahire'nin hristiyan bölümü. önce kıpti müzesini geziyoruz. kendisi harika bi müze. hristiyan dünyasının ilk eserlerinden bolca var burada. yalnız, fotograf çekmek yasak olduğu için müzeden hiç fotograf yok elimde.
müzenin yanında askılı kilise var. evet adından da anlaşılacağı üzere kilise askılar üzerinde duruyor, yani altı boş.

yakınlarda ki başka bi kilise içinde ise bu küçük odacıklar var. vakti zamanında, din adamları dünyadan ellerini eteklerini çekerek bu odalara kapatırlarmış kendilerini ve uzun saatler boyunca dua ederlermiş.

eski kahirede bayağı bi vakit geçirdikten sonra yine atladık taksimize. bu sefer kaleye gidiyoruz. buradaki tek önemli şey kavalalı mehmet ali paşa camii. ama onda bile pek bi numara yok, türkiyedeki alalede bi camiden daha güzel değil açıkcası.

kaleden kahire manzarası enteresan görünüyor. sıvasız evler, bakımsız sokaklar, ilerilere doğru da tozlu bi hava... rehberin söylediğine göre, evlerin dış sıvaları ve badanaları yapılmadığı müddetçe ev tamamlanmış görünmüyormuş, o yüzden de konut vergisinden kaçıyorlarmış bu şekilde.

sonraki durağımız sakkara. kahirenin biraz dışında kaldığı için bu piramit alanı, taksici buraya gitmek istemiyor. fakat biraz daha para çıkıyoruz adama ve ikna oluyor götürmek için. bu basamaklı piramit de ilk piramit olarak biliniyor. ufak ufak tuğlalardan yapılmış. giza alanındaki piramitlere göre çok yüksek ve ihtişamlı durmasa da kendi çapında bi güzelliği var.

burada, yakınlardaki bi piramidin içine girme fırsatımız da oldu. yaklaşık 20 metre kadar dar bi tünelden aşağıya indikten sonra 2 tane nispeten geniş oda karşıladı bizi. odalardan biri hazine odasıymış zamanında, diğerinde ise piramitin sahibinin (firavun titi) lahiti var.

bu da alandaki kazılardan biri. üstündeki piramit yıkılmış sadece altındaki bu boşluk kalmış. normalde piramitlerin altında bu kadar derinlere giden boşluklar var ki odalar buralarda yapılıyor ilk, sonra da üstüne piramit çıkılıyor.

sakkara'dan dönüşte artık yavaş yavaş akşam oluyor. zaten kahirenin trafiği istanbuldan da beter, o yüzden şehre geri dönene kadar epey vakit geçiyor trafikte. günün son programı olarak da giza bölgesindeki ses ve ışık gösterisine katılacağız. piramitler ışıklarla aydınlatılıyor ve lazerlerle de şekiller çiziliyor kayalara, bir yandan da müzik eşliğinde tarihi anlatıyor ingilizce olarak.

buradan da otelimize geçiyoruz. sabah kahvaltıdan sonra havaalanına gideceğiz istanbul dönüşü için. kahirede bu kadar süre yeter de artar bile. her ne kadar çok güzel tarihi eserler içerse de şehrin keşmekeşliği, pisliği, düzensizliği ve kalitesizliği insanın canını sıkıyor. o yüzden dönüşte diyorum ki eğer bi günüm daha olsaydı kahirede otelden çıkmazdım herhalde. kesinlikle görülmesi gereken yerler var bu şehirde ama bunlar görüldüğü gibi hemen kaçmak lazım buradan.
10. günümüzün akşamında memleketimde evimde oluyorum. bir tatilin daha sonuna böylece gelmiş bulundum. bu yaşıma kadar yaptığım en kapsamlı gezi bu oldu herhalde. 10 gün içerisinde koca bi ülkeyi gezdik, dile kolay.
sıradaki gezim üzerinde şimdiden düşünüyorum, acaba hindistan mı olsa, çin mi olsa, nepal mi olsa, yoksa güney amerikada bi yer mi olsa halen karar verebilmiş değilim gerçi :)
o da muhtemelen anlık bi kararla verilecek bi şey olacak. göreceğiz...
Etiketler:
giza,
hanı halili,
kahire,
kefren,
keops,
kıpti müzesi,
mikelanos,
mısır,
piramitler,
sakkara,
ses ve ışık gösterisi,
sfenks

dövmezede senii :D
allahtan sadece şişmiş daha ağır birşeyler olmamış.. taksici amcanın da canına minnet ohh iş çıkmış ona :) oohh sayende gidemesekte en azından görmüş gezmiş kadar oluyoruz.. yazı bitene yakın içimden acaba nerelere gitmeyi düşünüyor sırada neresi vardiyordum kiiiiiii "birde ne göreyim! "( Ô surprise!:) fransızcası daha bugün ali baba ve kırk haramileri çevirirken yapmış idik bak öğrenmişim :D kullaniim dedim:p) çiin hindistann hii.. ben de kesinlikle istiyorum buraları görmeeeek..
büşra
@büşra: tabi bu sıradaki gezileri gerçekleştirebilmem için önce para biriktirmem lazım yemeyip içmeyip :D ki şimdilik zor görünüyor bu, çok para harcar oldum. müühühüh...
ne kadar biriktirmek gerekiyor bendebaşliim biriktirmeye şimdiden :D
büşra
@büşra: uzakdoğu veya güneyamerika için binlerce lira :(
zaten oralara uçak bileti bile tek başına 2000 lira falan yapıyor en az :_(
emre'cim yazınla alakası yok ama bugün yaşadığın ve ucuz atlattığın olay için geçmiş olsun demek istedim
''ALLAH'INDAN BULSUNLAR''
@imspoiled: çok teşekkür ederim.